arşiv

‘Benden size’ kategorisi için arşiv

Aşk-ı Memnu Bitti ama ne bitti!

Cuma, 25 Haz 2010 14 yorum

Bu gece (24.05.2010) Türk televizyon tarihine hatta dünya televizyon tarihine adını final bölümü (Veda) ile yazdıran Aşk-ı Memnu dizisi bitti. Dizinin bittiğine bir çok kişi üzülse bile sevinenlerin sayısı da bir hayli fazlaydı. (En başında ben geliyorum) Bu dizinin tek bölümünü bile izlemedim (final bölümünü friendfeed sağ olsun anlık paylaştı (: ), kitabını okumadım ve artık adını bile duymak istemiyorum.

Dizi bitti, sevindik ama dizinin yankıları dizinin bitmesi ile beraber katlanarak arttı. Türk kullanıcıların paylaşımları twitter da “aşk ı memnu” kelimesinin trend konulara girmesini sağladı. Bunun olması için gerçekten çok fazla twit gerekiyor. Bu da yetmezmiş gibi Dünya Kupası falan dinlemeden Aşk-ı Memnu dizisi twitter Trend konularında ilk sıraya yükseldi ve Türkiye dışında da olağan üstü ilgi çekmeye başladı.

Bu başarı mıdır bilinmez ama tüm dünyada gerçekten büyük yankı uyandırdığı kesin.

Benim gözlemlerime göre Twitter’da içinde “aşk ı memnu” geçen saniyede 10-20 twit yazılıyordu. Bunun yanında retweet sayısı da çok fazlaydı özellikle ingilizce yazılan twitlerin bazılarının retweet sayısı 100′den fazlaydı.

Yani, Türkçe olmasa da şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki Türk internet kullanıcıları artı twitter’ı keşfetti. Artık sosyal medya daha güçlü! (:

Yukarıdaki şeylerin çoğunu yazmayacaktım aslında, çünkü aşağıdaki resimler her şeyi anlatıyor bence…

İstanbul’u Seviyorum

Çarşamba, 16 Haz 2010 15 yorum

3 yıldır her ay bir kaç defa gittiğim, Haydarpaşa tren garına her girişimde aynı mutluluğu hissettiğim bir şehir İstanbul. İstanbul milyonlarca insan için çok farklı anlamlar taşıyor fakat aslına bakarsanız benim için öyle olağan üstü bir özel anlamı bulunmuyor. Olmasına da gerek yok zaten.

İstanbul’da ki hayatın hızı, içinde barındırdığı harika tarihi, martısı, köprüleri, sahilleri her şeyi ile zaten özel bir yer. Ayrıca özel bir şey yaşamak farklı olabilirdi belki ama bunlar bile benim İstanbul’a olan hayranlığımı arttırmaya yetiyor.

Fotoğraf bana aittir.

Öyle ki İstanbul’a adımımı atar atmaz ayrı bir dünyaya ayak bastığımı düşünüp hızına ayak uydurmaya, çevreyi izleyerek hızla hareket etmeye başlıyorum ve bu bana inanılmaz bir zevk veriyor.

Hayatımın geri kalanını İstanbul’da geçirmeyi istemem de hayranlığımın ayrı bir boyutu. Orada ki fırsatlar, değerlendirebilenler için gerçekten “taşı toprağı altın” deyimi ile örtüşüyor. En azından ben öyle görüyorum. Bu yüzden de İstanbul’u kazanmak için çalışıyorum.

Kolay kolay söyleyemem bunu ama şimdi çok rahat söylüyorum, evet İSTANBUL seni seviyorum…

Elektronik Kitap Okuyucu – reeder

Perşembe, 03 Haz 2010 3 yorum

Geçtiğimiz günlerde reeder isimli elektronik kitap okuyucuyu inceleme fırsatım oldu. Yurt dışında çok sık kullanılan e-kitap okuyucuları ülkemizde pek kullanılmıyordu fakat bunu Türkçe e-kitap okuyucusu olmamasına bağlıyorum. reeder, Türkiye’nin ilk e-kitap okuyucusu olarak bu yüzden büyük bir avantaja sahip.

reeder kutusu geldiği zaman kutudan kullanım kılavuzu bir şarj aleti, bir bilgisayar ile bağlantı kablosu, reeder’ı taşıma ve koruma görevi görecek olan bir taşıma çantası çıktı. Ek olarak bir hafıza kartı göndermeleri güzel olurdu tabi.

reeder’ın teknik özellikleri ile ilgili ayrıntılı bilgiyi ve fiyat bilgilerini reeder’ın sayfasından alabilirsiniz zira ben daha çok kullanışlılık ve kullanım konusuna değineceğim.

reeder normal bir kitaptan bile daha küçük olması özelliği ile göze çarpıyor. Yani boyutlarından dolayı herhangi bir sıkıntıya neden olmaz. Bir kitaptan bile küçük olan bu alete yüzlerce kitap yükleyip olağan üstü bir yükten kurtulabiliyorsunuz. Bu nedenle çok kitap okuyanların elinden düşüremeyeceği bir alet olduğunu düşünüyorum

Özel ekranından dolayı göz yormayan bir yapısı var. Yani saatlerce kitap okuma şansınız var. Ekran konusunda gördüğüm tek sorun (neden bilmem) kitapları ilk açtığım zaman ekrana geldikten sonra bazı bölgeleri biraz silik kalıyor, zamanla bu siliklik geçiyor ve her yerde net görüntü geliyor. Şarjın full olmadığı zamanlarda bunu yapıyor olabilir çünkü şarjı full dolu değildi. Dokunmatik özelliği gayet iyi, rahat kullanılabiliyor. Sağladığı diğer özelliklerin kullanımı açısında da çok önemli dokunmatik olması.

Renksiz ekran olduğu için pek kullanılmayabilir ama reeder’a resim yükleyebiliyorsunuz hatta oyun bile yükleyip oynayabiliyorsunuz. Ne kadar keyif verir orası bilinmez. (:

reeder’ın kitap okuma işlevi dışında sürekli kullanılacak bir özelliği de mp3 oynatabiliyor olması. reeder da kitap okurken kulaklık ile müzik dinlemek çok keyif veriyor. Ayrıca kulaklık olmadan müziği dışarı da veriyor olması çok güzel bir şey ayrıca sesi beklemediğim kadar iyiydi.

reeder ekran sensörlerinden dolayı kitapları sağa ve ya sola yatkın şekilde okumanıza olanak sağlıyor. Bu arada hep kitap diyoruz ama çok rahat pdf ve word formatlarında dosyalarınızı açıp okuyabiliyorsunuz.

Çok basit kullanımından dolayı dil konusunun sorun olacağını sanmıyorum ama Türkçe dil desteği olduğunu belirtmek lazım.

Kitap okurken kullanımı kolaylaştıran ayraç koyma, altını çizme, not alma, kelime arama, sayfaya gitme ve sözlük özellikleri ile kitap okumaktan ayrı bir zevk alacağınızı düşünüyorum. İyi düşünülmüş özellikler.

reeder’ın benim için can alıcı özelliğine geldim. (: reeder Wi-fi özelliği ile kablosuz olarak internete bağlanmanızı sağlıyor. Hemen aklınıza facebook gelmiştir, eminim fakat üzücü bir haberim var dahili tarayıcı ile maalesef video izleyemiyorsunuz. Diğer tüm işlemlerinizi çok rahat yapabiliyorsunuz. Twitter ve Friendfeed‘i çok rahat kullandım. Sanal klavyesi çok rahat yazım imkanı veriyor, yani her hareketi algılıyor ve yazdığınızı geriden de gelse tamamlıyor. Tarayıcısının yetersizliği özellikle akış bulunan sayfalarda ki donmalar sonucu göze çarpıyor. Bir de “keşke olsaymış” dediğim bir eksik de kitap okurken sağa-sola hareket algılayan sensörler internette gezinirken maalesef hareketi algılamıyor.

reeder güzel bir tasarıma sahip, tutuş kolaylığı için çevresinde boşluk var ve arkası terletmeyen, tırtıklı bir yapıya sahip. Ekranın hemen altında bulunan kısa yolları ile kullanımı kolaylaştırıyor. İnternete girerken ve ya kitap okurken müzik dinlediğinizi düşünerek ek tuşlar ile ses açıp kısma gibi işlemleri kolaylıkla yapabiliyorsunuz.

Şarjı kullanım sıklığına göre değişse de gerçekten çok uzun dayanıyor. Sitelerinde bunu 10.000 sayfa olarak belirtmişler.

Genel olarak özellikleri böyle, bu özellikler ile gayet iyi iş çıkaracağını düşünüyorum. Ürünü incelerken arkadaşlarımın tepkilerinden dolayı da gayet iyi bir iş çıkardıklarına kanaat getirdim.

reeder ile ilgili gelişmeleri, kampanyaları ve daha bir çok konuyu takip etmek için facebook sayfasını takibe alabilirsiniz.

Facebook Beni Heyecanlandırıyor!

Perşembe, 27 May 2010 8 yorum

Facebook konusunda bitmek bilemeyen “gizlilik” tartışmaları bir yana özellikle kişisel bilgilerimizi doldururken bizlerden istediği ilgi alanımıza yönelik etiketler üzerinde yapılan değişiklikler Facebook’a olan hayranlığımı bir derece daha arttırdı.

Facebook’da daha önceleri sadece etiketler ile kendimi tanıttığım bir “Bilgiler” sayfasına sahiptim. Tabi ayrıca eklediğim iletişim bilgilerini saymazsak, dışarıdan profilime bakan biri sadece o etiketlere bakarak benim hakkımda az çok bilgi sahibi olabiliyordu. Son yapılan değişiklikler ile (bir kaç hafta önce) profil bilgilerimi güncelledikten sonra daha önce eklediğim o etiketlerin (İlgi alanı, sevdiğin müzikler, izlediğim programlar gibi…) her biri birer sayfa haline dönüştü.

Örneğin, sevdiğim aktiviteler bölümüne “Fotoğraf çekmek” şeklinde bir etiket girmiştim. Bu etiket sayfa haline dönüşünce profilinde bu etiketin bulunduğu herkes o sayfanın hayranı oldu. O sayfaya tıkladığımda şöyle bir açıklama yer alıyor:

Amacımız bu Topluluk Sayfası’nı bu konudaki paylaşılan en iyi bilgi koleksiyonu yapmak.Fotoğraf çekmek konusuna sen de ilgi duyuyorsan, kaydol ve yardımına hazır olduğumuzda sana haber verelim. İlgili bir Wikipedia makalesi veya Resmi Site önererek başlamamıza yardımcı olabilirsin.

Yani o etikete sahip kişiler bir arada toplanmış oluyor, bununla da kalmayıp o kişilerin beraber birnevi Fotoğraf çekmek konulu Wiki sayfası oluşturması sağlanıyor. (En azından amacın o olduğunu düşünüyorum.) Bu düzenleme üzerine Facebook için bir çok teori üretilebilir. (:

Yani Facebook bu basit değişiklik ile ilgi alanları benzer olan kullanıcıları otomatik olarak bir araya getirmiş oldu, bununla da kalmayıp ortak bir sayfa geliştirmelerini teşvik ediyor. (Henüz “kaydol” dediğimiz zaman bir değişim olmuyor, Facebook o konuda yeni bir şeyler düşünüyor sanırım) Böylece kullanıcılar arasında ki ilişki artacak, etkileşim ve paylaşım artacak. Tüm bunlar da Facebook’un insan ilişkileri üzerine devasa bir kral olmasını sağlayacak, şu anda Google’nin arama ilişkisi üzerine bir kral olduğu gibi.

Web 3.0 diye adlandırılan Semantik Web internetin daha fazla ilişkili ve anlamlı olmasını sağlayan bir yapı diyebilirim. Google arama motoru üzerinde bu olayı gerçekleştirirken Facebook’un da insan ilişkileri üzerine bu olayı gerçekleştirdiğini düşünüyorum. Yani dışarıdan bakıldığı zaman klasik bir arkadaşlık ve paylaşım sitesi konumunda görünen (!) Facebook aslında bundan çok daha fazlası ve daha fazlasını oluşturmaya devam edecek.

Tüm bu söylediklerim basit bir değişiklik üzerineydi fakat bunları diğer Facebook değişimleri ile (Bildiğimiz veya bilmediğimiz değişiklikler) birleştirdiğimizde aslında arka planda neler döndüğünü biraz daha anlayabiliyoruz.

Şimdi tüm bu ilişkilerin geliştirilebilmesi, yani insanlar üzerinde ki ilişkileri düzenleyen, kolaylaştırmayı sağlayan bir anlamlı ağ olurturulabilmesi için kişisel bilgilerin gizli olması Facebook’un ne kadar işine gelebilir?

Facebook anlamlı bir ağ (Web 3.0) oluşturabilmek için gizlilik ilkelerini ne kadar kapalı bir yapıda tutabilir ki?

Yani demek istediğim Facebook’un altından kalkamadığı bu gizlilik konusunun temelinde yatan neden semantik bir yapı oluşturma isteğidir.

Bundan böyle sadece arkadaşlarımız bizi ilgilendirmeyecek…

Not: Facebook’un sayfalara eklenebilen “beğen” butonu da aynı konu ile ilgili bir olay fakat ayrı bir yerde incelemek lazım. Fırsat bulursam onu da yazacağım. (: Keyifli bloglamalar…

1 Aylık Samsung Genoa Deneyimleri

Perşembe, 06 May 2010 8 yorum

Samsung Genoa telefonu kullanmaya başlayalı neredeyse 1 ay olmuş. İlk yazıyı (okumadan geçmeyin) karşıma alıp bir değerlendirme yapmamın yararlı olacağına inanıyorum.

Dokunmatik telefona alışmanın zaman aldığı bilinen bir şey, ilk zamanlarda mesaj atmak açıkçası çok zor geliyordu fakat şu anda gayet hızlı mesaj yazabiliyorum. Bunun yanında telefonlara has kısayollar olduğu için bazen çok sinir olabilirsiniz tabi bu sadece alışkanlık meselesi. Telefonun ekranı dokunmaya duyarlı olduğu için bazı model telefonlardaki gibi tırnaklarınızı kullanamıyorsunuz. (Telefonu incelemek isteyen arkadaşlarımdan tecrübe)

Telefonu pek fazla video ve ya fotoğraf için kullanmak aklıma gelmiyor ama özellikle çektiğim iki tane fotoğrafı paylaşıp kafanızdaki soru işaretlerini gidermek iyi olacaktır. [1][2]

Müzik konusunda pişman olmayacağınızı daha öncede söylemiştim, radyo dinleyen biri değilim ama denemek için dinledim ve normal radyo gibi işte. (: Frekansları arada gidip geliyor ama bunun nedeni telefon mu yoksa başka bir şey mi bilmiyorum.

Şarj konusunda da tatmin oldum. Uzun uzun radyo+mp3 dinleyerek 2 gün çok rahat dayanıyor. Çok müzik dinleyen biri değilseniz eğer o zaman 3-4 gün dayanır.

Telefonun hafif ve inceliğinden söz etmiştim hatta ilk günden yere düşürdüm ve bir sorun çıkmadı. Ayıptır söylemesi 1-2 defa da yürürken cebimden çıkaracağım sırada gayet sert betona düştü fakat hiç bir şey olmadı. Hatta önceki telefonum düştükten sonra kapanıp açılıyordu ama bunda hiç bir şey olmadı ve umarım olmaz. Yani, rahatlıkla duvara fırlatabilirsiniz! (:

Telefon için Avea internet paketi alacaktım fakat telefonun internet ayarlarını yapmak için Avea sayfasına girdiğim zaman telefonun modelini bulamadım. Bu yüzden de internet paketi alamıyorum. Reklamlarında sosyal ağları ön plana çıkardıkları halde böyle bir hatanın olması (Avea ve ya Samsung tarafında) gerçekten hoş bir durum olmamış. Umarım bu sayede görür ve hızlıca el atarlar!

Telefonda internet sorunum dışında yaşadığım bir diğer sorun ise şu, telefonun ana menüsü dışında yan tarafta aşağı-yukarı hareket edebilen bir hızlı menüsü vardı. Nasıl oldu bilmiyorum ama telefonu karıştırırken menüyü yukarı kaydırdım gidiş o gidiş! (: O zamandan beridir o menüye ulaşamıyorum. Çok komik bir durum. Telefonda bu konuda bir açık bulunabilir ve ya benim bilmediğim bir durum var ortada. Fırsat bulursam Samsung garantisine uğrayıp sorunu çözmeye çalışacağım.

Şu anda durum böyle. Telefona alışmak çok zor olmuyor. Tuşlu telefonlara göre daha yavaş kalıyorsunuz mutlaka ama bu da işin eksi yanı diyelim. Bunun dışında da pek bir şey ile karşılaşacağımı sanmıyorum. Umarım sorularınıza cevap olabilmişimdir.

Keyifli bloglamalar…

Facebook Babanın mı? Bence Hayır!

Pazartesi, 26 Nis 2010 9 yorum

Yakın çevreme sürekli internet dünyasında paylaştıklarına dikkat etmeleri gerektiğini anlatmaya çalışıyorum. Çünkü ‘sanal dünya’ diye herkes önüne geleni paylaşıyor, paylaşılanlar ile ilgili düşüncelerini yazabiliyor.

Arkadaşlar gerçek dünya da nasıl her düşündüğümüzü söyleyemiyorsak bu sanal dünyada da böyledir, böyle olmak zorundadır. Git gide sanallaşan dünyada neler yaptığımız, nasıl yaptığımız, ne zaman yaptığımız, nerede yaptığımız her şey kayıt altına alınıyor. Bu kayıt bildiğiniz kayıtlardan farklı kayıtlar. Yani ne kadar ‘gizli’ olarak yaptığınızı düşünseniz bile aslında yaptıklarınız yetkili mercilerin çok rahat ulaşabileceği bir şekilde tutuluyor.

Yani demek istediğim sizi sadece arkadaşlarınız takip etmiyor! Bunun farkına varın ve ona göre hareket edin.

Başlıkta Facebook üzerinden hareket ettim çünkü ülkemizde en çok kullanılan sosyal ağ, herkesin paylaşımlar yaptığı ağ burası. Bu yazıyı yazmama neden olan konular da burada gelişti. Facebook kimsenin babasının malı değil, bu yüzden kimsenin her şeyi yazmaya hakkı yok. Aslında herkesin her şeyi yazmaya hakkı var ama bu yazdıklarının başına neler getirebileceğini bir çok kişi bilmediği ve hesaba katmadığı için kimsenin istemeyeceği türden sorunlar oluşabiliyor.

Tekrar ediyorum, lütfen paylaştıklarınıza dikkat edin, paylaştıklarınızı sadece arkadaşlarınız görmüyor!

Bu yazıyı yazmama neden olan konu ise bir tutuklama haberi. Atatürk’e hakaret içeren fotoğrafı Facebook’da  yayınlayan 2 kişi 23 Nisan 2010 günü tutuklanarak ceza evine gönderildiler. Haberin devamını okuyabilirsiniz fakat anlatmak istediğim kalın yazılmış cümle ile gayet net anlaşılıyor.

Buna benzer bir çok olay yaşanıyor ve yaşanmaya da devam edecektir. Bir de komik bir olayı örnek vermek istiyorum. Haber kısaca şöyle: “Dünyanın en popüler sosyal paylaşım sitesi Facebook’ta Akif Korkmaz adlı kullanıcının kendisine hakaret ettiğini iddia eden Avukat Nilgün Tuğba Aydemir, Korkmaz’ın gazeteye ilan verip kendisinden özür dilemesini sağladı.

Polis karakollarında bilişim suçlarına yönelik ekipler hızla artıyor ve yapılan şikayetlere de yaptırımlar hızla gelebiliyor. Bu konuda da çok bilgisiz olduğumuz için her şeyi göz ardı edebiliyoruz. İnternet kullanıcılarının  bu tarz konularda da araştırmalar yapması ve bunları da “facebook” da paylaşması lazım… (:

The Last Airbender (Son Hava Bükücü) Filmi Son Fragmanı – Heyecanlı Bekleyiş

Cumartesi, 24 Nis 2010 4 yorum

Son zamanlarda en çok merak ettiğim ve büyük beklentiler içerisine girdiğim film The Last Airbender. Fragmanlarının her biri birbirinden can alıcı, meraklandırıcı ve tabi heyecan verici.

Son fragmanı ile heyecanım bir kat daha arttı. Bakalım film vizyona girdiği zaman bu yüksek beklentimi karşılayabilecek mi? Umarım karşılar zira uzun zaman bu tarz bir film göremeyeceğimizi düşünüyorum…

Türkiye’de gösterim tarihi 23 Temmuz 2010. Bakalım neler olacak!

Hasankeyf Dünya Mirası Olsun!

Cumartesi, 24 Nis 2010 8 yorum

Hasankeyf UNESCO 10 Dünya Mirası kriterlerinden 9′unu sağlamaktadır.

Hasankeyf dünyadaki en zengin doğal ve kültürel alanlardan birisidir.

Dünya Mirası listesine girmesi gerekmektedir.

Güzel memleketim Batman’ın bir o kadar güzel ilçesi HASANKEYF artık baraj olma korkusu ile yaşamamalı. Bu saçmalığa bir son verilip artık UNESCO dünya mirası listesine alınmalı. Lütfen sizde destek olun!

Görsel: Sunipeyk

Samsung Genoa C3510 Deneyimim

Perşembe, 08 Nis 2010 62 yorum

Bu gün Samsung Genoa telefonum elime ulaştı. Telefon ilk olarak gerçekten ince ve hafif. Bunun yanında dokunmatik ekran olduğu için ekranı geniş bu da iyi bir şey tabi. Özelliklerini sıralama gibi bir niyetim yok, klasik özelliklerini her yerde bulabilirsiniz. Ben madde madde kendi düşüncelerimi ve kullanma fırsatı bulduğum bir kaç telefon ile karşılaştırmasını yapmayı düşünüyorum. Öyle de yapacağım. (:

  • Daha önce iPhone, Nokia 5800, Htc’nin bir modelini (aklıma gelmedi) kullanma şansım oldu. Bunlar dokunmatik ekranlı telefonlar eğer Genoa’nın dokunmatik ekranlarını bunların ekranları ile karşılaştıracak olursak iPhone ve Htc kadar olmasa da Nokia 5800′ın ekranından iyi olduğunu söyleyebilirim. Daha hassas yapılmış.
  • Fiyatını da aklımızdan çıkarmadan karşılaştırmalar yapmamız lazım çünkü fiyatına göre özellikleri zaten çok iyi. Kamera çözünürlüğü 1.3 mpx olduğu için yukarıdaki telefonlar kadar iyi olmasa da işinizi görecek kadar fotoğraf ve video çekimi yapabiliyor. (Yakında fotoğraf ve video örnekleri paylaşacağım.)
  • Ses kalitesi gayet iyi, önceki telefonumda ki konuşurken ses alamama sıkıntısından sonra ilaç gibi geldi. Müziği dışarı verirken ve ya paketten çıkan klasik kulaklıkla dinlerken gerçekten memnun kalacaksınız. Çok müzik dinleyen biri olarak tatmin oldum.
  • Bunun dışında bataryası kaç saat dayanıyor gibi ayrıntıları ilk günden denemedim. Ama burayı güncellerim bir ara. (:

  • Kart ve ya batarya değişimi için arka kapağı çıkarmanız lazım, hafıza kartı için yanda bölme var. Arka kapağı çıkarmak tam bir işkence, çok uğraştım ve kırmadan açmayı başardım. Daha kullanışlı bir şey yapsalardı çok daha iyi olurdu diye düşünüyorum.
  • Telefonda toplam 6 tuş var bunların 3 tanesi ön yüz de, bir tane sol tarafta ses açıp kısmak için ve diğer ikisi de sağ tarafta bunlar da telefon kilidi ve fotoğraf çekimleri için. Yanlardaki tuşlar çok kullanışlı olmuş.
  • Bu telefona özgü olmamakla beraber tüm Samsung telefonları için bir önerim var. Telefonun şarj ve kulaklık girişleri çok kullanışsız oluyor. Takıp çıkarmalar sırasında çok rahat bozulabiliyorlar, bunlar için yeni bir şeyler yapılması gerekiyor. Mutlaka!!!
  • Tam yukarıdaki maddeyi yazdıktan sonra telefonun en üstünde bir de normal kulaklık girişinin olduğunu gördüm. Hemen bir kulaklık denedim ve “Budur!” dedim. Çok sevindim… (:
  • Dokunmatik ekranında ki hassasiyetin iyi olduğunu söylemiştim ama bu hassasiyeti “sürükle-bırak” konusunda çok iyi değil.
  • Bluetooth ile bir dosya alırken alım işlemini onaylamak için (bir kaç yerde daha gördüm) “tamam” yerine “tmm” ve bir de “seçenekler” yerine “scnklr” gibi bir yazı yazılmış. Hiç hoş bir görüntü değildi. Keşke normal yazılsaydı…
  • Mp3 çok iyi çalıyor ama flv desteklemiyormuş. Bunun dışında kendi videoları mp4 formatında kaydettiği halde bilgisayardan gönderdiğim mp4 videoları oynatmayı başaramadım.
  • Kutunun içinden usb kablo çıkmaması kötü olmuş. Keşke olsaydı.
  • *Telefon elimden fırladı ve yere çakıldı (valla istemeden oldu) ama hiç bir şey olmadı. İlginç ama çizilmedi bile. Tabi zamanla kendini gösterecek sorunlara neden olduysa bilmem. (:

Şu anda gördüklerim bunlar. Tecrübelerimi bu yazı altında güncellemeye çalışacağım. Ben şu anda gayet memnun bir durumdayım. Bir de elim alıştığı zaman sorun kalmayacak gibi…

(Ek: Telefonun teknik detayları için buraya bakmanızı öneririm.)

Güncelleme (06.05.2010): 1 Ay sonra yazdığım diğer Samsung Genoa yazım. Yukarıda tamamlanmamış bölümler orada tamamlandı.

Twitter İçinde Trend ve İstatistik Bilgisi Toparlamak

Salı, 06 Nis 2010 2 yorum

Twitter için önceleri sadece yurt dışında ki popülerliği için söz ederdik ama ülkemizde de özellikle ünlülerin kullanmaya başlaması ile twitter çılgınlığı başlamış oldu. İte bu çılgınlıktan dolayı insanlar artık hayatları ile ilgili kısa bilgileri, yediklerini, içtiklerini, aldıklarını, pişmanlık ve mutluluklarını twitter aracılığı ile paylaşmaya başladılar. Daha önceleri facebook aracılığı ile paylaşıyorlardı ama twitter kullananlar artık twitter üzerinden güncelleme yapıp facebook duvarında göstermeyi daha çok seviyor.

Yukarıda ki gibi bir çok nedenden dolayı twitter markalar için inanılmaz bir ortam oluşturmuş oluyor. İşte bu ortamı hakkıyla kullanabilmek için bir çok veriyi analiz etmemiz lazım. Geçtiğimiz günlerde Twitter Kullanarak Arama Yapmak! Basit Medya Takibi yazısında nereden başlayabileceğimiz konusunda bilgi sahibi olmuştuk. Twitter bazlı uygulamaları kullanarak aramalar yapabileceğimizi ve bu aramalar doğrultusunda nasıl bir yol izleyeceğimizi anlamış olduğumuzu düşünüyorum.

Bu yazıda yer alan araçlar ile sadece arama yapıyor olmayacağız markamız hakkındaki verileri analiz edeceğiz, kim mutlu kim mutsuz, kimler markamız hakkında neler konuşmuş gibi bir çok bilgiyi alıp verimli bir hale getireceğiz. Her zaman olduğu gibi uygulamalar sizlere hazır lokma olarak gelmiyor. İstediğinizi büyük ölçüde yapıp yorumları size bırakıyor. Bu analizler ile başarılı yol haritaları çizmeniz dileğiyle… (:

Repeets : Twitter’ın reply özelliğinden yararlanan bir uygulama. Bu uygulamada twitter’da en çok reply yapılan mesajlar listeleniyor. Bu listelenme günlük, haftalık ve aylık yapılabiliyor. İsterseniz kullanıcı adı ile arama yapabiliyor varsa reply edilmiş mesajlarını görebiliyorsunuz.

Archivist: Archivist bir masa üstü twitter raporlama uygulamasıdır. Bu uygulamayı kurduğunuz zaman belirli arama kelimelerinin geçtiği girdileri arşivler. Marka analizi için çok etkili bir uygulama.

TwiBuzz : Twitter arama sonuçlarını grafikler halinde yayınlayan bir uygulama. Grafikte saat bazlı arama sayısına kadar her türlü bilgi veriliyor, grafiğin altında da o kelimeye göre gerçek zamanlı arama sonuçları yer alıyor. Çok popüler bir arama yaptığınız zaman 1 dakika içindeki değişim grafiğine bile ulaşabiliyorsunuz.

devamını oku…