arşiv

‘Gündem-Güncel’ kategorisi için arşiv

İnci Sözlük Facebook’a Ne Yaptı?

Perşembe, 29 Tem 2010 11 yorum

İnci Sözlük, bir grup kanı kaynayan gencin bir araya gelmesiyle oluştuğunu düşündüğüm klasik sözlüklerin dışında, daha çok küfür odaklı bir sözlük sitesi. Bu gençlerin bana göre en önemli özelliği ise toplu halde iyi hareket edebilmeleri.

Bu kısa açıklamadan sonra dün Facebook’da her yerde içinde bolca “İnci” geçen küfür ve hakaret içeren yazılar vardı ona gelecek olursam İnci Sözlük dün Facebook’a saldırdı. Ama bu bildiğimiz hack saldırılarından değildi. Bu saldırı Facebook’un çevirilerine yapılan bir saldırıydı.

Normalde Facebook dil çevirilerini kendisi yapmıyor kullanıcıların yaptığı çevirilerin yine kullanıcıların oylarına güvenerek yayına alıyor. Yani “News feed” yazan alan için “Haber kaynağı” önerisi girilmiş ve bu öneri çok kişi tarafından onaylandığı için bu şekilde yayına alınmış. Bu çeviri konusunun (+18) farkına varan inci kullanıcıları hemen harekete geçip bu çevirilerin tabiri caizse anasını ağlattılar.

Bir çok arkadaşım, akrabam arayıp profillerinin hacklendiğini söylüyor ve ne yapacaklarını bilmiyordu. Tabi durumu anlatınca biraz rahatladılar o ayrı. Yani olay bir hack değildi, sadece internetin nimetlerinden faydalandılar ve bunu kötüye kullandılar.

İnci Sözlüğün bu tarz şeyleri yapma amacı ne bilmiyorum ama gerçekten ellerindeki bu kitleyi böyle çocukça şeyler yapmak yerine daha efektif kullanabileceklerinin farkına varmaları lazım. Yani Tv programlarına telefonla saldırarak, sitelerin açıklarını ve ya imkanlarını kullanarak küfürler yağdırmanın bir “tepki” göstergesi olduğunu sanmıyorum.

Buradan İnci’ye bir öneri sunmak istiyorum. Elinizdeki bu kitleyi belli konulara “tepki” oluşturabilecek şekilde kullanmalısınız. Böylece bir amacınız olur ve bir işe yaramış olursunuz. Böylece çevrenizde çok daha fazla destek alır, daha güzel işler yapabilirsiniz. Yine kendi tarzınızla yapın ama lütfen bir amacı olsun.

Aşk-ı Memnu Bitti ama ne bitti!

Cuma, 25 Haz 2010 13 yorum

Bu gece (24.05.2010) Türk televizyon tarihine hatta dünya televizyon tarihine adını final bölümü (Veda) ile yazdıran Aşk-ı Memnu dizisi bitti. Dizinin bittiğine bir çok kişi üzülse bile sevinenlerin sayısı da bir hayli fazlaydı. (En başında ben geliyorum) Bu dizinin tek bölümünü bile izlemedim (final bölümünü friendfeed sağ olsun anlık paylaştı (: ), kitabını okumadım ve artık adını bile duymak istemiyorum.

Dizi bitti, sevindik ama dizinin yankıları dizinin bitmesi ile beraber katlanarak arttı. Türk kullanıcıların paylaşımları twitter da “aşk ı memnu” kelimesinin trend konulara girmesini sağladı. Bunun olması için gerçekten çok fazla twit gerekiyor. Bu da yetmezmiş gibi Dünya Kupası falan dinlemeden Aşk-ı Memnu dizisi twitter Trend konularında ilk sıraya yükseldi ve Türkiye dışında da olağan üstü ilgi çekmeye başladı.

Bu başarı mıdır bilinmez ama tüm dünyada gerçekten büyük yankı uyandırdığı kesin.

Benim gözlemlerime göre Twitter’da içinde “aşk ı memnu” geçen saniyede 10-20 twit yazılıyordu. Bunun yanında retweet sayısı da çok fazlaydı özellikle ingilizce yazılan twitlerin bazılarının retweet sayısı 100′den fazlaydı.

Yani, Türkçe olmasa da şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki Türk internet kullanıcıları artı twitter’ı keşfetti. Artık sosyal medya daha güçlü! (:

Yukarıdaki şeylerin çoğunu yazmayacaktım aslında, çünkü aşağıdaki resimler her şeyi anlatıyor bence…

Facebook Babanın mı? Bence Hayır!

Pazartesi, 26 Nis 2010 7 yorum

Yakın çevreme sürekli internet dünyasında paylaştıklarına dikkat etmeleri gerektiğini anlatmaya çalışıyorum. Çünkü ‘sanal dünya’ diye herkes önüne geleni paylaşıyor, paylaşılanlar ile ilgili düşüncelerini yazabiliyor.

Arkadaşlar gerçek dünya da nasıl her düşündüğümüzü söyleyemiyorsak bu sanal dünyada da böyledir, böyle olmak zorundadır. Git gide sanallaşan dünyada neler yaptığımız, nasıl yaptığımız, ne zaman yaptığımız, nerede yaptığımız her şey kayıt altına alınıyor. Bu kayıt bildiğiniz kayıtlardan farklı kayıtlar. Yani ne kadar ‘gizli’ olarak yaptığınızı düşünseniz bile aslında yaptıklarınız yetkili mercilerin çok rahat ulaşabileceği bir şekilde tutuluyor.

Yani demek istediğim sizi sadece arkadaşlarınız takip etmiyor! Bunun farkına varın ve ona göre hareket edin.

Başlıkta Facebook üzerinden hareket ettim çünkü ülkemizde en çok kullanılan sosyal ağ, herkesin paylaşımlar yaptığı ağ burası. Bu yazıyı yazmama neden olan konular da burada gelişti. Facebook kimsenin babasının malı değil, bu yüzden kimsenin her şeyi yazmaya hakkı yok. Aslında herkesin her şeyi yazmaya hakkı var ama bu yazdıklarının başına neler getirebileceğini bir çok kişi bilmediği ve hesaba katmadığı için kimsenin istemeyeceği türden sorunlar oluşabiliyor.

Tekrar ediyorum, lütfen paylaştıklarınıza dikkat edin, paylaştıklarınızı sadece arkadaşlarınız görmüyor!

Bu yazıyı yazmama neden olan konu ise bir tutuklama haberi. Atatürk’e hakaret içeren fotoğrafı Facebook’da  yayınlayan 2 kişi 23 Nisan 2010 günü tutuklanarak ceza evine gönderildiler. Haberin devamını okuyabilirsiniz fakat anlatmak istediğim kalın yazılmış cümle ile gayet net anlaşılıyor.

Buna benzer bir çok olay yaşanıyor ve yaşanmaya da devam edecektir. Bir de komik bir olayı örnek vermek istiyorum. Haber kısaca şöyle: “Dünyanın en popüler sosyal paylaşım sitesi Facebook’ta Akif Korkmaz adlı kullanıcının kendisine hakaret ettiğini iddia eden Avukat Nilgün Tuğba Aydemir, Korkmaz’ın gazeteye ilan verip kendisinden özür dilemesini sağladı.

Polis karakollarında bilişim suçlarına yönelik ekipler hızla artıyor ve yapılan şikayetlere de yaptırımlar hızla gelebiliyor. Bu konuda da çok bilgisiz olduğumuz için her şeyi göz ardı edebiliyoruz. İnternet kullanıcılarının  bu tarz konularda da araştırmalar yapması ve bunları da “facebook” da paylaşması lazım… (:

Hasankeyf Dünya Mirası Olsun!

Cumartesi, 24 Nis 2010 8 yorum

Hasankeyf UNESCO 10 Dünya Mirası kriterlerinden 9′unu sağlamaktadır.

Hasankeyf dünyadaki en zengin doğal ve kültürel alanlardan birisidir.

Dünya Mirası listesine girmesi gerekmektedir.

Güzel memleketim Batman’ın bir o kadar güzel ilçesi HASANKEYF artık baraj olma korkusu ile yaşamamalı. Bu saçmalığa bir son verilip artık UNESCO dünya mirası listesine alınmalı. Lütfen sizde destek olun!

Görsel: Sunipeyk

Twitter Kullanarak Arama Yapmak! Basit Medya Takibi

Perşembe, 11 Mar 2010 5 yorum

Twitter’in yaptığı ataklar ve yenileme çalışmaları ile sık sık gündeme geldiği ve öneminin git gide arttığı bu günlerde daha önce Erhan Erdoğan’ın blogunda paylaştığım bir yazımı tekrar yayınlamak istiyorum.

Yazıyı yazdığım zamanlarda yeni medyayı (Sosyal Medya) keşfetmiş marka sayısı oldukça azdı. Bu azlığın nedeni şüphesiz ki ilk gelenlerin taşları yerine oturtabilmek için kurban rolü oynayacak olmasıydı. İlk markalar sosyal medyayı kullandı, her biri ilginç denemeler yaptı ve şu anda çok az da olsa bazı şeyler yerine oturmaya başladı. (Bu denemeler ile yavaş yavaş bazı kalıplar çıkacaktır.) Yavaş yavaş sosyal medyaya yeni yeni markalar katılmaya başladı ve bu da bu konuda çalışan kişilerin artmasına neden oldu. Bu artış iyi mi oldu yoksa kötü mü oldu bunu sosyal medya kampanyalarını inceleyerek kişiler karar verebilir. (Bu konularda da yakın zamanda düşüncelerimi uzun uzun yazacağım. (: )

Sonuç olarak şu anda normal markalar dışında kişiler kendi markalarını ve sitelerini takip etmek, bilinirliğini arttırmak için kişiler de sosyal medyayı farklı şekillerde kullanmaya başladı. Daha önce sadece paylaşım yapanlar artık hakkında ne konuşulmuş, siteleri konusunda neler olmuş bilmek, bir şekilde olaya müdahale etmek istiyor. Yani, sadece paylaşma devri bitti, artık yaptığımız işleri takip etmek zorundayız!

Tüm bu gereklilikler içinde şu anda hızla popülerliği artan twitter araçları devreye giriyor. Markalar kendi işlerini yaptırmak için ücretli araçlar, ajansların geliştirdikleri yazılımları kullanıyor ama kişilerin bunu yapmaya imkanı yok. Bu yüzden ücretsiz araçlar devreye giriyor.

İşte yazının devamında bu araçları göreceksiniz. Emin olun bu ve benzeri araçları mantıklı kullanarak bir çok ücretli yazılımdan daha iyi sonuç alabilirsiniz.   devamını oku…

BMD ve Bloglar

Perşembe, 20 Ağu 2009 yorum yok

Bilişim muhabirleri derneği (BMD) ile bloglar arasında bir tartışmadır sürüyor. Bu konu ile ilgili Türk.İnternet’in yazılarını okumadıysanız okuyun. (BMD yönetim kurulu başkanı röportajı, Blog yazarı Burak Bayburtlu’nun cevabı)

Blog yazarları asla gazeteci olmaz, olmamalıdır. Çünkü blog yazmak çok farklı bir olaydır. Ancak nedendir bilinmez sanki blog yazarı olan herkes bir gazeteci olmayı hedefliyor gibi bir izenim var. Bu yanlış anlaşılmanın temelinde hem blog yazan hem de gazeteci olan kişilerin olması yatıyor. Yani hem gazeteci hem blog yazıyor diye “ki blogları ile gazetecilikleri tamamen farklı” herkesin amacı oymuş gibi görünüyor. Ama değil.

Blog yazan kişiler yani bloggerlar sadece kendi düşüncelerini yansıtmak için yazarlar. Tabi her konuda olduğu gibi bu konuda da istisnalar olacaktır, bloglarını farklı amaçlarla kullananlar çıkacaktır (basın organları da farklı amaçlarla kullanılmıyor mu?) ama onları bu konunun dışında tutuyor, blogger statüsüne koymuyorum. Bloglarımızda yazdığımız konularda tamamen kendi düşüncelerimize yer veririz, başkalarının yönlendirmesi ile yazmayız.

Fatih Bey şöyle bir şey söylemiş : “…Yani, bir çıkar grubu değil de gerçekten medya gibi hareket ettiklerinde BMD’nin kapıları sonuna kadar bu arkadaşlara açık olacaktır…

Yani şu anda bloları tamamen çıkar üzerine yazan kişiler olarak görüyorlar. Neden? Çünkü o blog yazarları organizasyonlara katılır, katıldıkları organizasyonlar ve belki ürünler hakkında yazılar yazıyor diye. Çünkü o blog yazarı davet edildiği için “övgüyle yazar, kötü yönlerinden söz etmez”. Kesinlikle katılmıyorum. Her organizasyonun iyi yönleri kadar rahatsız edici yönleri de yazılıyor, kimse kimseyi övmek zorunda olmadığı için tarafsız, bir çok basın-yayın organına göre daha kaliteli ve doğru şekilde yazıyor.   devamını oku…

Friend Feed Facebook’a Satıldı, Ya Sonra?

Cumartesi, 15 Ağu 2009 1 yorum

Friend feed Facebook tarafından satın alındığını pazartesi günü saat 22.23′de duyurdu. Herkes şok geçirdi, çünkü Friend feed’i aktif olarak kullanan kimse bunu aklına bile getirmemişti. Tamam, önceki aylarda Facebook’un Friend feed’in bazı özellikleri alması kuşku uyandırmıştı ama kimse böyle bir şey beklemiyordu ve istemiyordu. Satın alım olayı açıklandığı andan itibaren “Facebook Acquires FriendFeed” girdileri su gibi akmaya başladı. Google 2 saat gibi bir sürede bu konu ile ilgili 203.000 yazı indexledi.

Peki, şimdi ne olacak? Facebook‘u sevmiyoruz! Nedeni zaten belli, kullanıcıları. Daha belirgin bir kitleye hitap eden Friend feed için hiç iyi bir durum olmayacak diye düşünüyoruz. Bu yüzden isyan ettik. Çünkü korkuyoruz. Acaba düşündüğümüz gibi olacak mı? Yani Facebook, satın aldığı Frien feed’i tüm kullanıcılarına duyurup, insanların oraya akın etmesine neden olacak mı? Eğer olursa korktuğumuz başımıza gelmiş olur.

Aslında bundan önemli bir konu daha var. Neden satın aldı? Akıllara gelen şeyleri sıralayalım:

1- Friend feed Facebook için ciddi bir tehdit oluşturuyordu? Satın aldıktan sonra kapatacak?
2- Facebook Friend feed ile ortak çalışabilecek müthiş bir reklam modeli düşünmüştü?
3- Facebook Friend feed ile birleşip “sosyal medya” alanındaki payını büyütmek hatta bu birleşme ile beraber twitter’ın sonunu getirmeyi düşünüyordu?
4- Facebook çok daha büyük düşünüp Google’un tahtına aday olmayı hedefliyordu?
5- Facebook Friend feed’i ve gelir modelini beğenmiş ve masumane bir şekilde şirketine katmak istemişti?

Evet, bunlar bir çok kişinin aklına gelen sorular. Yani herkes bunlardan biri üzerine komplo kurup düşünmeye başladı. Aslına bakarsanız son madde dışında hepsi olabilecek şeyler. O yüzden olay daha da korkutucu bir hal alıyor. Acaba hangisi olacak?

Açık olarak “Satın almanın nedeni şu, sırada şu var, Friend feed ile şunu yapacaklar” gibisinden bir yazı yazmayı çok isterdim ama bunu şu aşamada kimse yazamaz. Çünkü bu olasılıklarının hepsinin gerçekleşebileceğine işaret olan (hala ayıramıyoruz) yenilikler gelmeye başladı. Önce çok yorum yazılan girdilerin altına “add comment” eklendi, şimdi de sadeliğine hayran olduğumu Friend feed’e özelleştirilmiş tema ekleme özelliği geldi. Resmen oyalanıyoruz.

Şimdi heyecanla bekleme zamanı, ne olacağını, gelişmelerin bize nasıl yansıyacağını beraber bekleyip göreceğiz. Zaman her şeyin ilacıdır derler ya, gerçekten öyle olacak. Ama şunu söylemek isterim ki Facebook’a gitmeyeceğiz. (: Yeni bir yer buluruz çok mu zor. (;

Fizy.com gerçekten değişiyor

Cuma, 08 May 2009 yorum yok

Geçtiğimiz günlerde Fizy.com’ da olan büyük gelişmeler ile ilgili bir yazı yazmıştım. Fizy.com değişiyor demiş ve yapılan yenilikleri sıralamıştım.

Bir kaç gündür hızla devam eden çalışmalardan sonra gördük ki Fizy.com gerçekten değişiyor. Şu sıralarda çok güzel yenilikler eklenmiş durumda. Bu yapılan yeniliklerin tamamen kullanıcıların isteğini karşılayacağını çok rahat söyleyebiliyorum. O kadar önemli bir gelişme yaptılar ki artık youtube’un kapalı olması bile (1 yıl 3 gündür youtube.com kapalı) kullanıcıların pek umurunda olmayacak hatta Last Fm severler bile Last Fm’den vazgeçecek. Evet, o kadar güzel bir gelişme yapıldı.

Yukarıda ki resimde Fizy.com’ un yeni halini görüyorsunuz. Görüntü size karmaşık gelmesin, Fizy hala çok sade ve basit. Yenilikler kısaca şöyle:

1-Coca Cola’nın sponsorluğunda medya player tamamen yenilenmiş. Aramalarda ve şarkı listesinin üstünde Coca Cola logosu çıkıyor.

2-Arama sonuçlarında karşımıza çıkan listeye bir artı (+) işareti eklenmiş. Bu işarete tıklayınca o şarkı bizim şarkı listemize eklenmiş oluyor. Tabi yine tek tık ile listeden çıkarabiliyorsunuz. Evet, artık şarkı listelerinizi oluşturabiliyorsunuz hem de üye olmadan. Evet, üye olmadan şarkı listenizi dilediğiniz gibi oluşturuyorsunuz. Hemen akıllara “siteyi kapattığım zaman liste uçar gider” gibi bir soru geliyor doğal olarak. Ama durum öyle değil. Bu liste tam emin olmamakla beraber sizin IP adresinize göre saklanıyor ve daha sonra aynı IP ile siteye girdiğinizde liste kaybolmadan karşınıza çıkıyor. Bu gerçekten muhteşem bir olay.

Peki, bu listelerimizi kayıt edip her yerden ulaşamıyor muyuz? Tabi ki bu da düşünülmüş. Liste oluşturulduktan sonra hemen yanında “listeyi kaydet” diye bir buton var. O buton aracılığıyla şarkı listenizi saklayabiliyorsunuz. Listeyi sakla butonuna tıkladığınız zaman karşınıza direk bir üyelik formu çıkıyor, kısa formu doldurup işlemi bitirdiğiniz zaman listeniz artık kayıt altında oluyor ve her istediğiniz yerden ulaşabilir oluyor.

3-Bu kayıt işleminden sonra bir de listeleri kategorilere ayırma özelliği ekleniyor sisteme. Bu sayede farklı kategoriler açıp oradan listeleme yapabiliyorsunuz. Karşınıza sonsuz bir müzik arşivi olduğu için sizin de sonsuz bir şarkı listesi yapma olanağınız oluyor. Kulağa çok hoş geliyor değil mi? (:

İşte böyle, her zaman duyduğumuz “ah şunları listeleyebilseydim” sözünü artık çok rahat gerçekleştirebiliyoruz. Fizy.com bize çevrimiçi müzik arşivi oluşturabilmemiz için çok ama çok büyük bir hizmet veriyor. Bunu değerlendirmek lazım.

Medya playerın yanında iki küçük ikon da yer alıyor. Bunlar aracılığı ile şarkılar konusunda şikayette bulunabiliyor ve facebook, twitter gibi alanlarda paylaşım yapabiliyorsunuz.

Fizy.com muhteşem bir şekilde ilerliyor, bunu ilk yazıda da söyledim yine tekrar ediyorum ve görünüşe bakılırsa ileri zamanlarda da çok sık tekrar edeceğim. Bu kadar önemli bir gelişmeyi yakından takip etmemiz lazım diyorum, hele ki bu alanda iş yapanlar ve ya yapmayı düşünenler sakın bu fırsatı kaçırmayın. Youtube’un ve ya Google’ın gelişim sürecini kaçırmış olabiliriz ama Fizy’i takip ederek bir nebze olsun bunu kapatabilir, yeni fikirler edinebiliriz.

23 Nisan’da bu blog Erkut’un

Perşembe, 23 Nis 2009 yorum yok

Yukarıda görmüş olduğunuz resim Tohum Otizm Vakfında özel eğitim alan 14 yaşında ki Erkut adlı kardeşimize ait. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla bu kardeşimiz bu gün blogun sahibidir. Lütfen Erkut için güzel yorumlarınızı esirgemeyin…

Otizm ve Özel Tohum Otizm Vakfı ile ilgili bilgileri web sayfalarından alabilirsiniz. Umarım bu tür organizasyonlar daha sık yapılır da blog yazarları olarak sosyal sorumluluklarımızı yerine getirmiş oluruz.

Ekol Hoca mahkemelik oluyor

Çarşamba, 11 Mar 2009 17 yorum

EkolHoca.com sitesini bilmeyen yoktur. Sınavlara hazırlanan her öğrenci zamanında az da olsa faydalanmıştır diye düşünüyorum. Çünkü sitede yayınladıkları video ders anlatımları, soru çözümleri herkesin işine yarayacak türdendi. Neyse Mustafa Ekol ve arkadaşları tarafından kurulan Ekol Hoca sitesi 2006 yılından beri karşılıksız hizmet vermektedir. Çok da iyi bir kadro kurmuşlardı.

Aslında lafı uzatmaya gerek yok. Şu anda da hizmet vermekte olan Ekol Dershaneleri isim benzerliğinden dolayı “ekol hoca” ismini tescil etmişler. Tescil kabul olunca da Mustafa Ekol’ a domaini bırakması için baskı yapmaya başlamışlar ve ismi vermezse mahkemeye başvuracaklarını söylemişler. Şu anda Mustafa Bey her an gelebilecek kapatmaya karşın yeni domainler almış durumda. Anlayacağınız eli kolu bağlı durumda. Bu haberi öğrendiğim blogcu arkadaşım Doğan Can‘ın da dediği gibi “.com” uzantılı site isimleri herkes tarafından alınıp kullanabilir, kimse bunu “ben alacaktım, benim ismim” diyemez.Hadi bunu hallettiler diyelim. Arama sonuçlarında onların önünde olan bir “Ekol Logistik” var onu ne yapacaklar? Onu da mı aynı şekilde kapattıracaklar. Çok saçma bir durum. Yapamazlar diye düşünüyorum…

Yani şöyle ki hukuken bir sorun yok gibi ama yine de paranın yaptıramayacağı şey yoktur derler ya o yüzden Mustafa hoca hala endişeli. Bu konuda neler yapılabilir, nasıl bir yol izlenebilir bilgisi olanların yardım etmesini isterim. Bu kadar saçma bir şey yüzünden böylesine isim yapmış bir site başka ellere geçmemeli.

Umarım hocamız zor durumda kalmaz da Ekol Dershanesi yönetimi de boşuna para harcamış olur.