Arşiv

Arşiv için ‘Günlük’ Kategori

Aaaaa 2 Yıl Olmuş

Temmuz 17th, 2009

Zaman hızla akıyor diyoruz ya, gerçekten de öyle. Kendi domainimle yazmaya başlamamın üzerinden 2 yıl geçmiş. Yani 3. yaşından gül alacak yarından itibaren.Aslında 3. yaşı oluyor değilmi. Neyse bu yaş olayı her zaman karışık olmuştur zaten. (:

Geçtiğimiz yıl “1 Yıl Olmuş, Pek de İyi Olmuş” diye başlık atıp yazmışım. Ama bu sene o kadar hızlı geçti ki bir şey yazmak aklıma gelmemiş. Bu yüzden blogumdan özür diliyorum. Ama gönlünü almasını bilirim ben Güzel bir tema aramaya başlıyorum. Yeni yılda yeni bir tem hediyem olsun. (:

Neyse 2 haneli yıllarda da böyle güzel samimi yazabilme dileğiyle. logu okuyan okumayan ama en çok yorum bırakan arkadaşlara teşekkürlerimi sunuyorum. İyi ki yazıyorum. (:

Benden size, Günlük, İnternet dünyası , , , ,

Mezuniyete Beş Kala

Haziran 5th, 2009

Final haftası da geldi-gitti. Bu günlerde çevrede sürekli keplerle dolaşan öğrenciler görüyorum. Mezunlar…

Her biri ayrı bölümden ayrı zorluklarla (!) mezun olmuş, hayata atılmışlar. Artık gerçek hayat onları bekliyor. Mühendislik fakültesinde olduğum için mezun olanlar da mühendis adayları oluyorlar. Yani zamanında zorunlu stajlarını yapmış, iş tecrübesi edinmiş kişiler. (!)

Acaba, kaç tanesi okuldan sonrasını düşünerek erkenden iş hayatına atılmaya kalmış? Kaç tanesi stajı sadece yapmış olmak için yapmayıp, staj yaparken iş çevresi edinmiş, belki ilerisi için iş görüşmesi sözleri almış? Kaç tanesi bölümü ile ilgili çalışma alanlarını tam anlamıyla, gerçekleriyle araştırıp yapmak istediği şeye karar vermiş? Karar verdiği alanda kendini geliştirmiş?

Maalesef yakınımda ki mezunlar ve konuşmalarını duyduğum mezunların %80′i bu saydıklarımın (aslında herkesin bildiği şeyler) hiç birini yapmamış, sadece şu anda mezun olmuşlar. Ne yapacakları bir iş belli, ne bölümleri ile ilgili bir çevreleri oluşmuş ne de kendi alanlarını önceden belirleyip o alanda gelişme göstermişler. Yani albenileri olmayan kişiler olarak iş hayatına girmeye hazırlanıyorlar. Acaba ne kadar başarılı olacaklar?

Okurken yapmaları gerekenleri şimdi iş hayatında yapmaya başlayacaklar. Önce bir alan belirleyecekler, belki o alanda gelişmek için eğitimler, sertifika programlarına katılacaklar. Düşük ücretler ile iş yaşantısını öğrenip kendilerini kanıtlayacaklar. Çünkü daha önce bir tecrübeleri yok, karşıda ki kişiye bir şey veremiyorlar. Tüm bunları yaptıktan sonra gerçek birer mühendis olup iş yapmaya başlayacaklar. Yani okuldan sonra 1-2 yıl daha öğrencilik hayatı yaşamak zorunda kalacaklar.

Şu anda mezun arkadaşlarımız çok fazla. Ben daha 2. sınıfı bitirdim belki yanlış düşünüyorum ama öğrenci dediğin henüz okurken ilerisini düşünmeli, kendini iş yapmak istediği alanda (illa okuduğu bölüm olacak diye bir şey yok) geliştirmeli, diplomasını eline aldığı zaman hemen birileri ile görüşüp iş hayatına atılabilmelidir. Yoksa üniversiteden mezun olup bir de hayat üniversitesinden mezun olmak zorunda kalacaklar. Bu da tamamen zaman kaybı demek oluyor.

Üniversite okurken kendini geliştirme konusunda yapacaklarının sınırı yok. En büyük fırsatlar okurken eline geçer. Bir kaç bölüm hariç üniversite okumak gerçekten çocuk oyuncağı gibi bir şey. Öyle herkesin dediği gibi “okumak gerçekten zor” diye bir şey yok. Hem okulda başarılı olup hem de geleceğe hazırlanmak hiç ama hiç zor değil.

Bir yerden başlayıp artık hayata atılma vaktidir. Yoksa okulu bitirdikten sonra çevrenizdekiler “bilgisayar mühendisliği okudu ama hala boşta” gibi şeyler diyerek hem sizi hem de okuduğunuz bölümü küçümseyeceklerdir. Ama emin olun bilgisayar mühendisliği okuyup hala boşta olan “o” kişiye okul hayatında kaç sertifika programına katıldığını, kaç seminer de dinleyici olduğunu sorarsanız size aval aval bakacaktır. Bu konuda biraz daha fazla düşünüp erkenden karar vermenin zamanı geldi diye düşünüyorum. Lütfen biraz mantıklı düşünüp ona göre hareket edelim.

Benden size, Günlük, Üniversite hayatı ,

studentSN Bloggerini Arıyor

Mart 29th, 2009

Geçtiğimiz günlerde Sinan Ata‘nın Türkiye operasyonu için başına geçtiği studentSN sitesinin bir ilanını friendfeed’ de gördüm. İlanı Sinan Ata adına Erhan Erdoğan göndermişti. “studentSN bloggerini arıyor” diyorlardı. Tabi ben o sırada İstanbul’da Web günlerinden çıkmış arkadaşlarıma gidiyordum. Arkadaşlarımda da internet olmayınca ilk gün ilanı görmemişim. Dün akşam da bir yere gidip yemek yerken internete girdiğim zaman ilanı gördüm ve hemen “like” edip unutmamak için köşeye aldım. Bu gün ise (şu anda) başvurularda Sinan Ata’nın da dediği gibi ürün ile ilgili düşüncelerimi bir kaç paragraf ile yazıp neden bu işe aday olduğumu belirtmek istiyorum.

Diğer başvuran arkadaşlardan en büyük farkım studentSN’ e 2007 yılı sonlarında üye olmam. Tabi daha Facebook fazla bilinmediği için sosyal ağlar adına bir patlama yaşamıştı o zamanlar. Çok konuşulmuştu. Neyse açıkçası o zamanlar sosyal medya kavramı pek olmadığından öyle ortamları sevmezdim, fazla ilgilenmedim. Şu anda ise orda yazmak için gelişmelerini inceledim.

studentSN adından anlaşıldığı gibi sadece öğrencileri hedefleyen bir ürün. Sadece Türkiye bazında düşününce bile neredeyse 2,5 milyon kişi demek. Sadece bir kesime odaklanmış olması da başarısında ki en büyük etkendir diye düşünüyorum. Bunun dışında site içerisinde üyeler tarafından samimi bir ortam oluşturulmuş, yani biraz kullandığınız zaman çevrenize ki insanlarla ilişkilerinizi güçlendirdiğiniz zaman gayet sıcak bir alanda olduğunuzu anlıyorsunuz ne de olsa sınıfınız. (: Tahminimce kurucularının da amacı sınıf ortamını oluşturmaya çalışmak.

studentSN’in Facebook’dan (çünkü rakip olarak kıyaslanabilecek tek yer) en büyük farkı zaten sadece öğrencilere hitap ediyor olması diyebiliriz. Bunun dışında şirketlerin projelerde karşılarında ki en önemli sorun olan gelir modelinde de farklılıklar var. Facebook klasik reklam tarzında başlayıp maalesef öyle devam etti. Bu gelirle masraflarını karşıladığından bile şüpheliyim. Ama studentSN sürekli internet kullanıcıları için “Top-up” kontör kartları uygulaması ile çok farklı bir gelir modeli uygulama başlattı. Bu sayede site üzerinden daha ucuz fiyatla cep telefonlarına ve sabit telefonlara mesaj gönderebiliyor yine kontör karşılığı oyunlar indirebiliyoruz. Bunun farklı örnekleri mutlaka vardır ama Türkiye de bir ilk olduğunu düşünüyorum. Özellikle ucuza sms özelliği çok güzel düşünülmüş çünkü bilgisayar başındayken başkalarına telefondan mesaj yazmak gerçekten çok zor (:

Bunlar herkesin gözü önünde olan şeyler, sadece bunları düşününce bile studentSN’ in şu anda olduğundan çok daha iyi yerlere geleceğini düşünüyorum. Geçen yıl aldığı 500.000$’lık yatırımı da boşuna almadı (:

studentSN bloggeri olmak istediğim için demiyorum ama gerçekten önü açık bir proje, çok iyi yerlere gelecektir, hele Türkiye bu kadar sosyalleşmeye açken başarısız olma olasılıklarını düşünemiyorum…

Şimdi de “Neden ben?” sorusuna cevap vermeye çalışayım. İlk başta söylediğim gibi gayet eski üyelerdenim (: Bu bir özellik değil aslında çünkü aranan özellikler “Sosyal medyayı etkili kullanma ve blogger olma” ama yine de ek puan getirebilir. Neredeyse 4 yıldır bloggerim diyebilirim. Mutlaka bunun acemilik dönemi, öğrenme aşamaları falan var ama o zamandan bu zamana gerçekten çok büyük, birçok kişinin yaşayınca şaşkınlıkla karşıladığı şeyler yaşadım. Her türlü blog alanında, topluluğunda yer almaya çalıştım. Biraz abarttığımı düşünebilirsiniz ama gerçekten birçok kişini tahmin ettiğinden fazla tecrübeliyim bu konuda. Bunun dışında son 1,5 yıldır ciddi anlamda yazmaya çalışıyorum (çalışıyorum çünkü öğrenme daimi süreçtir). Hayatımı bilgisayar+internet üzerine kurma isteğimi beni az çok tanıyan herkes bilir. Bu isteğin verdiği azimle her alanda yer almaya çalıştığım da aşikâr.

Blog yazarı olup da “sosyal medya” kelimesini bilmeyen yoktur sanırım. Sosyal medya şu anda friendfeed, twitter, facebook dersem çok fazla yanılmış olmam. Bunun dışında tüm dünyanın aktif olarak kullandığı daha onlarca servis var tabi ve hepsi de ayrı ayrı önemli yerler. İnternet şirketleri başta olmak üzere herkes kendisi hakkında söylenenleri takip etmeli, yorumlara, şikâyetlere özellikle internet üzerinden yapılanlara çok özen göstermeli sürekli takip etmelidir. Şu anda aslında studentSN de tam olarak bunu yapmayı hedefliyor. Ben de sürekli bir internet kullanıcısı ve blogger olduğum için sosyal medyada yer almak zorundayım ve alıyorum. Kısaca sosyal medyayı da çok aktif kullanıyor ve sık sık takip ediyorum. Genel anlamda birçok kişi, kurum ve kuruluş hakkında haberleri, yenilikleri ilk duymanın verdiği zevki yaşıyorum. Bu da sanırım studentSN in aradığı özellikler içinde oluyor.

Yani hem blogger olmanın hem de sosyal medyayı takip etme çabalarının bana verdiği yetkiye dayanarak studentSN bloggeri olmaya adayım diyorum.

Saygılar…

Benden size, Günlük, İnternet dünyası , , ,

Web Günleri

Mart 27th, 2009

Dün (26 Mart) Yıldız Teknik Üniversitesinde bilişim kulübünün düzenlediği “Web Günleri” isimli seminere katıldım. Kocaeli’ den geldiğim ve tam olarak yerini bilmediğim için o meşhur “Yıldız Yokuşu” denen ölüm yokuşunu yürüyerek çıkmak zorunda kaldım. Hava az yağmur+rüzgârlı olmasına rağmen terledim.

Sonunda üniversiteyi buldum ama seçimlere yaklaşıldığı için güvenlik çok aşırı arttırılmış, olaylar engellenmeye çalışıyordu. Bu yüzden de güvenlik görevlilerine web günlerine geldiğimi anlatana kadar canım çıktı. Sonunda kimliğimi rehin bırakıp girebildim.

En erken gelen olduğum için boş boş dolandım, sadece öğrencilere ait olan internet kullanımından yararlanamadığım için içimden konuştum(!). Salonun önünde beklerken ilk olarak Metin Kahraman geldi, konuşmacı olacaktı ve inanılmaz ama ben tanıyamadım onu, sonradan hatırladım ama ilk görünce konuşmadığım için sonra da konuşamadım. (:

Sonra millet gelmeye başladı, konuşma biraz rötarlı başladı. E-tohum projeleri sırayla geldiler ve hep beraber çok keyifli bir sohbet yaşadık. İnternette şirketleşmenin aşamalarını çok güzel anlattılar, konuştular dinledik. Sonra ara verdik dışarıda da sohbetler devam etti…

Programın ikinci yarısında Bloglar konusu vardı. Konuşma için Devletşah, M. Serdar Kuzuloğlu, Arda Kutsal, Mert Erkal ve Ersan Özer çağırılmıştı. Konukların isimlerinden çok keyifli olacağı belliydi. Sohbet bloglardan para kazanmadan tutun da blog yazarlarının zorluklarına kadar her yerde dolaştı. Çok ama çok eğlenceli bir sohbet oldu. En güzel yerlerinden biri Devletşah hanımın blogunun hikayesini anlatırken “Kocam da dâhil her şeyim blogum sayesinde var” sözü milleti kırdı geçirdi tabi sonra aslında blogunun kocası sayesinde olduğunu itiraf etti.

M. Serdar Kuzuloğlu da blogundan blog yazmaktan söz etti. Yıllarını teknoloji içerisinde geçirdiği için çok büyük bir bilgi birikiminin olduğunu ama bunu hiçbir yerin (Doğan, Doğuş gibi…) kullanamadığnı söyledi, bu bilgilerini blogundan paylaşacakmış ama yavaş yavaş. Bu arada Televidyon’ da izlediğim programında çok iyi konuştuğu dikkatimden kaçmamıştı ve canlı canlı konuşmalarını dinlerken de o ilginç tarzına biraz daha hayran oldum. Adam çok hoş konuşuyor ya (: …

Arda Kutsal’da çok eğlendi ama çok sıkılmış görünüyordu. O sırada bilerek ve ya bilmeyerek çok güzel bir haber yakaladım. Blograzzi yakında bir proje olacak diye söyleniyordu. Aslında “Blograzzi ilk başta blog olarak başlayacak” dedi ama devamı gelmedi. Heyecanla bekliyoruz.

Mert Erkal Problogger olmayı anlattı. Blogdan nasıl para kazanacağını herkese göstereceğini anlattı. Burdan çok derin anlamlar çıkarıldı ama bakalım sonu ne olacak. Ama anladığımız kadarıyla şu anda kazanıyor…

Erhan Özer ise Arda Kutsal, Devletşah hanım ve Mert Erkal’ ın söylemek istemedikleri paraları ile dalga geçiyordu. Friend Feed hastası olduğunu itiraf etti.

Böyle eğlence dolu bir gün geçirdikten sonra şu anda Esenler’ de arkadaşlarımın evindeyim. Hafta sonunu burada geçirmeyi düşünüyorum, benimle görüşmek isteyen varsa beni kaçırmasın. İnternetim yok ama en kısa sürede evime döneceğim…

Benden size, Günlük, İnternet dünyası , , , , , ,

Disko Kralı

Mart 9th, 2009

Eğlenmeye otobüste başlamıştık. İzmit merkezden hareket eden otobüste önce Recep İvedik 2 izlemeye başlamıştık ama müzik isteyenler daha çok olunca müzik çalmaya başladı. İsmail Yk çalmaya başlayınca isyan etmeye başladılar. Müzik de kapatıldı ve kızlardan biri sahneye atladı, eline aldığı mikrofon ile şarkı söylemeye başladı. Mikrofon bozuk olduğu için olsa gerek ses kötü çıkıyordu ama gayet iyi eğlendik. Ne de olsa parasını vermiştik eğlenmeye çalışıyorduk (:

Kanal D binasının önünde otobüs durdu. Hep beraber medyayı eline alan Doğan grubunun araçlarını saymaya başladık (star tv, cnn türk, milliyet, kanald, posta…). Sonra güvenliğin yanına gidip Tc kimlik numaralarımız ile beraber sıra beklemeye başladık. Öğrencileri almadan şu sözleri söyledi “Programa zaten gireceksiniz bir sorun yok ama ne olur çişinizi yapın” direk olarak bunu söyledi. Herkes ilk şokunu burada yaşadı tabi. Sonra 2′li gruplar halinde içeri almaya başladılar. Ellerimize birer Disko Kralı davetiyesi verdiler, 2 kişilikti. Sonunda binaya girebildik. Güvenlik kemerimize kadar metalleri çıkarmamızı istedi ve güvenlikten sonra herkes tuvalete gidiyordu. Sonra salonda her üniversiteden öğrencinin beklediği salonda beklemeye başladık. Çok kalabalıktı herkes bir yerlerde oturmuş bekliyordu. Yavaş yavaş içeri almaya başladılar. Üniversite üniversite içeri giriyorduk ama neye göre üniversiteleri alıyorlar kimse bilmiyordu. İçeride rahat oturmak çok önemli olduğu için herkes erken girmeye çalışıyordu ama maalesef kayırma vardı gibi.

İçeri girdiğimiz zaman tribünler dolmuş bize yerdeki minderler kalmıştı. Minderlerde oturmak da tam bir işkenceydi. 2. kayırma da burada bayanlara yapıldı. Sahneye yakın rahat yerlere hep bayanlar alındı boş olan yerlere gitmek istediğimizde izin verilmedi. Çok kötü bir durumdu “hani eşitlik!“. İçerde sıkış tıkış oturmaya başladık. Her gelen öğrenciye yer bulabilmek için fazlasıyla sıkışmıştık ki küçücük salonda 750 kişi vardı. Oturma yerlerini düzenleyen adam da güvenlik görevlisi gibi ilk olarak çiş mevzusunu açtı. “Ne olur çişinizi yapın” diyordu (: …

Sahne bizim şansımıza değişik dizilmişti. Her zaman ki yuvarlak masa yoktu bu yüzden biraz kötü oldu konuklara uzak kaldık. Sahne görevlisi pankart getirenlerin pankartlarını kontrol etti neye göre bakılıyordu bilinmez ama bazı pankartları topladılar.

Program başlamadan önce Okan Bayülgen geldi. Bazı açıklamalar yapmaya başladı. Sahnede konuklar hazır başlayacakları için bizden “sakın yeni gördüğünü belli etmeyin vuuuuv falan yapmayın” dedi. Sonra program gidişatını anlatmaya başladı, kim gelecek ne olacak falan dedi. Program Yusuf Hayaloğlu vefat ettiği için duygusal olacaktı, Okan da “program duygusal bir program olacak” deyince herkes “aaaa” yaptı. Bunun üzerine Okan “tamam merak etmeyin ben her 15 dakika da bir size pipimi göstereceğim” diye bir espri patlattı ki ortalık yıkıldı. Sonra minderlerde oturanlar için “ayaklarınız kıçınıza kaçabilir ama bir şey yapamayacaksınız ona göre” diye uyarıda bulundu ve maalesef haklıydı. Tabi bunlar sahne arkası siz bilmezsiniz (: … Devamını Oku

Benden size, GeziYorum, Günlük , , , ,

Bir süreliğine yönüm belirlendi

Şubat 23rd, 2009

Hayatıma yön vermeye gidiyorum…

Cumartesi günü İstanbul’ a gitmeden önce yazmıştım bunu. Cumartesi ve pazar günleri bu konu üzerinde konuşuldu, tartışıldı ve bir sonuca vardık. Şu andan itibaren üniversite 3. sınıf başlayıncaya kadar arada kalan süre içinde yani 6-7 ay gibi bir sürede çok ciddi bir çalışma temposuna giriyorum. Bu temponun en üst seviyede seyretmesini istedim, istedim ki neler yapabileceğimi gösterebileyim.

Bu süre zarfında hem kendi mi geliştirmiş olacağıma hem de isteklere cevap verebilir bir seviyeye gelmiş olacağıma inanıyorum. Tabi her şeyin ilacı zaman yine bizlere neler olacağını gösterecek.

Kendime gerçekten güvendiğimi ve bana güvenenleri de mahcup etmeyeceğimi çok rahat söyleyebilirim. Umarım her şey istediğimiz gibi olur.

Söyleyebileceğim tek şey inanmak. Eğer inanıyorsanız zaten başarmamanız için hiçbir sebep yoktur…

Benden size, Günlük , , ,

Camiden Sandığa

Şubat 20th, 2009

Bugün cuma. Haliyle cuma namazı da vardı. Evimizin yakınlarında ki camiye gidince kapının önünde gelen giden herkese selam veren bir adam gördüm. Şık giyinmiş, taranmış gelen herkesi selamlıyordu.

Sonra duvarlarda ki afişleri görünce durumu anladım. Bizim mahallenin muhtar adaylarından biriymiş. Muhtar adayımız her şeyi yaptıktan sonra normal olarak halkın içine girip onlarda iyi bir izlenim uyandırmaya çalışmış ve bence çok iyi yapmış. En azından ne derece samimi olduğunu göstermiş oldu.

Şu seçim döneminde parti adaylarının yapmadığı şey kalmadı, her biri ayrı bir yerde atıp tutuyor, topladıkları insanları yalanlarına inandırmaya çalışıyor (şahsi düşüncem). Bir yerlerden buldukları telefon numaralarımıza istemediğimiz saçma sapan reklam mesajları gönderiyorlar ve daha birçok nedenle canımı sıkıyorlar.

Bu kadar nahoş görüntü arasında bu gün o muhtar adayını görünce içim bir hoş oldu. Umarım iyi olan kazanır…

Benden size, Günlük , , , ,

Bilgisayarım garantiden geldi

Şubat 17th, 2009

26 Ocak da bilgisayarımı garantiye gönderdiğimi yazmıştım. İlk uzun ayrılığımız olmuştu. Ama artık kavuştuk, o sapasağlam elime ulaştı ve çok güzel işlemeye devam ediyor (: …

Garantiye asıl gönderme nedenim adaptörünün kendiliğinden bozulmasıydı. Hiç bir anlam verememiştim ondan sonra da aşırı ısınmalar başlamıştı, ekran gidip geliyordu, bilgisayardan çıkan ses artmıştı. Neyse işte orijinal adaptörün bulunmasının zor ve pahalı olduğunu öğrenince garantiye göndermeye karar vermiştim. Böylece genel problemlerden de kurtulabilirdim.

Ve şimdi bilgisayarım yepyeni bir adaptör ile daha sessiz ve düzgün çalışıyor. Yani genel sorunların hepsi çözülmüş bana ulaştırılmıştı bilgisayar. Bu yüzden önce Asus garanti servisine teşekkür ediyorum. Sonrasında şikayetlerimi bildiriyorum:

-Öncelikle sağlam gönderdiğim çantamın kargo nedeniylemi bilmem ama arkası kesilmiş, bunu sorunca da çanta ile ilgili bir garanti yok diyorlar. Şaşırdım bundan sonra çantalara da garanti vermeleri lazım bence.

-Kendi telefon numaram ile arkadaşımın numarasını vermiştim istenen numaralara. Bana ulaşamazlarsa arkadaşımı arayacaklardı ama beni hiç aramadan arkadaşımı aramışlardı ve sonra beni aramadılar. Ben onlara ulaşmaya çalıştım. (Henüz tamir aşamasında aradılar Asus servisinden, Teknosa ile ilgili değil)

-Bilgisayarımın kart okuyucusunu bozmuştum, belki yaparlar diye sorunlar arasına ekledim ama yapmamışlardı. Arama nedenleri de oydu zaten. “Kart okuyucu kullanıcı hatası olduğu için ücrete tabi tutulacaktır, yapmak ister misiniz” diye soruyorlardı ve ücret 120$. Yani çoklu bir kart okuyucu alıp kullanmak daha mantıklı, bu kadar pahalı olmasına anlam veremedim. Şikayetim parası.

Her ne olursa olsun yinede bilgisayarım sapasağlam elime ulaştı çok mutluyum. Allah bir daha yokluğunu göstermesin. Onsuz günlerimde ellerin Hp,Toshibalarına muhtaç oldum değerini daha çok anladım…

Benden size, Günlük , , ,

Murat Yılmaz Yıldırım – Adsız özlem Hakkında

Kasım 23rd, 2008

Sınav haftasının sona ermesiyle birlikte bende internetin başına geçtim. Son zamanlarda fırsat olsa da yazsam dediğim bir şeyi yazmak istedim ve yazmaya başladım. (:
Murat Yılmaz Yıldırım; Kendileri Düş Sokağı Sakinleri adlı gurubun solisti, gitaristi falan olurlar. Gerçkten yanık dediğimiz bir sese sahiptir. Zaten düş sokağı sakinlerini bilmeyen yoktur galiba çünkü “Kan Revan İçindeyim” adlı parçalarını bilmeyen yoktur. Neyse benim söz etmek istediğim parçası ise “Adsız” isimli albümünden “Adsız Özlem” isimli parçası. İlk olarak yakın arkadaşımdan dinlediğim parçayı çok beğendim -kendisi de güzel çalıp söylüyordu- hemde şarkı zaten muhteşem. Sonra orjinalini dinledim ve ayrı bir hayran oldum. Evimize taşındığımızdan beri en çok dinlenen parça olarak listemizde 1 numaraya yerleştirdim. Ev arkadaşlarımın da diline dolandı :)Devamını Oku

Benden size, Günlük, Müzik, Videolar , , , , , , , , ,

Öğrenim kredisi ve burs sonuçları

Kasım 15th, 2008

Arkadaşlar internete girmediğim bu günlerde yine bir çok “burs sonuçları ne zaman açıklanacak” gibi sorular bulunan yorumlar gelmeye başladı. Bunu öğrencilerin gt gide parasızlaşmasına ve de sonuçların açıklanmasının yaklaşmasına bağlıyorum (:

Geçtiğimiz sene yani benim üniversiteli olduğum bu kadar hit getiren bu yazıları yazdığım sene 10 aralık günü bursların açıklandığını duyurmuştum. 10 Aralıkta açıklanan burslarımızı da 7 ocak günü ziraat bankasından alabilmiştik. Bu yılda durumun pek farklı olacağını sanmıyorum. Yani açık net ve koyu bir şekilde “2008 öğrenim kredisi ve burs sonuçları 5-10 aralık 2008 tarihinde açıklanabilir” diyorum. “-bilir” diyorum çünkü henüz resmi bir açıklama yok bunlar sadece şahsi düşüncelerim. Bunun yanında burs miktarında da belirli bir artış olacağını herkes biliyr ama ne kadar olacağını henüz açıklamadılar. Bana öyle geliyor ki ocak ayında alacağımız burslarımız 175 TL olacaktır. Haydi hayırlısı diyelim. Unutmadan bir de “burs belgeleri” adı altında bir açıklama yapmış kyk buraya tıklayarak öğrenebilirsiniz…  Devamını Oku

Benden size, Günlük, Üniversite hayatı , , , , , , , , , ,