arşiv

‘Sosyal Medya’ kategorisi için arşiv

Gençleri Bilinçlendirelim!

Çarşamba, 01 Şub 2012 yorum yok

Geçtiğimiz gün comTalks blogumuzda “Bilinçli Medya Okur Yazarlığı” konulu bir yazı yazdım. Bu konu üzerine tahmin edilenden daha fazla eğilmemiz gerektiğini bugün çıkan bir haber ile tekrar görmüş olduk.

Bir sapık, bazı okullarda öğretmenler tespit ederek onların isim, fotoğraf gibi bilgilerini kullanarak Facebook profilleri oluşturmuş.Bu profiller ile o okullarda okuyan kız öğrenciler ile arkadaş olup çeşitli bahanelerle soyunmalarını sağlamış.  (Kaynak ve detaylar)

Yukarıda yazılan olayı 8-10 yıl önce duymuş olsaydık “yok artık canım” derdik. Çünkü o zamanlarda internet kullanan kişiler genelde internet ile belli bir yaşın üstünde tanışmış kişiler oluyordu. Fakat, artık yeni nesil internetin içine doğuyor. Onlar çok küçük yaşta internet ile tanışıyorlar ve gerçeklerin farkına maalesef ki daha zor varabiliyorlar. İnternet ile erken tanışmanın ne kadar çok yararı varsa işte böyle de zararları maalesef ki bulunuyor. Bu nedenle aileler çok daha fazla dikkatli olmalı. Artık çocuklarımızın bilinçlenmesi çok daha önemli bir hale geldi.

Daha önce yazdığım “Facebook’dan Önce ve Facebook’dan Sonra” başlıklı yazıya da göz atmanızı öneririm.

FÖ & FS – Facebook’dan Önce ve Facebook’dan Sonra

Cuma, 24 Haz 2011 18 yorum

2004 yılında blog takip etmeye başladığım zamanlarda kaliteli yazanlar dışında enteresan bir kitle daha vardı. Bu kitle, günün şartlarına göre yenilikleri, incelikleri takip etmiş ve Google’ı seo yoluyla kısmen kandırmayı başarmışlardı. Çılgınlar gibi içerik yazar, anahtar kelimelere ve link değişimlerine oynar, bunun sonucunda arama motorlarında üst sıralara çıkarlardı. Tabi hepsinin sonunda gelen ziyeretçilerin adsense reklamlarına tıklama oranlarında gelir elde ederlerdi. Bu yöntemle çok iyi para kazananlar gördüm. (:

Yukarıda yazdığım yazının asıl konuya bağlantısı ise şöyle: en çok aranan şeylerden biri “komik video”ydu. İnsanlar çılgınlar gibi komik videolar arar, izler, başkalarına izletir ve anlatırdı. İnanılmaz derecede popüler bir olaydı bu!

Şimdi aşağıdaki grafiklere bakarak bir şeyler çıkarmaya çalışalım:

Facebook’a 2007 yılında üye olduğumu hatırlar gibiyim. Uzunca bir süre üye olmama konusunda direndiğimi eklemek isterim. Facebook’un da 2007 yılında Türkiye’de aktif kullanıcılar tarafından kullanıldığını, “eski arkadaşını bul” furyasının başladığını söyleyebiliriz. (Asıl patlaması 2008 yılı sonunda oldu.) Youtube ise Türkiye için uzun zaman boyunca harika bir ortam olmuştu fakat Facebook patlaması yaşandıktan sonra video izleme – paylaşma sitesi olan Youtube’a nedense ilgi birden azaldı.

“Komik video” aramasında 2006 yılı sonlarında ciddi bir düşüş olmuş ve bu düşüş neredeyse sürekli devam etmiş, etmeye de devam ediyor. Facebook’da da en çok yapılan şeyin video paylaşmak özellikle de komik video paylaşmak olduğunu gördüğümüz için bu düşüşün nedenini anlamak pek de zor değil. (Kısaca, insanlar artık “komik video” bile aramıyorlar! Belki de bilmiyorlar?)

Kalkıp da “Facebook video sitesi oldu”, “Kimse amacına uygun kullanmıyor” falan demeyeceğim. Tek söylemek istediğim şey şu; Facebook, internet kullanıcılarının hayatına tahmin ettiğimizden fazla bir etki gösteriyor. Eskiden kullanıcılar için internet çok geniş bir alanı anımsatırken şimdi çok daha basit bir anlam ifade ediyor. Facebook!

Yaşım ve tecrübem fazla olduğu için söylemiyorum ama Facebook ile internete hayatına başlayan kitle gerçekten “kötü” birer internet kullanıcısı olarak yetişiyor. İnternetin Facebook’dan ibaret olduğunu düşündükleri için gerçek “internet dünyası”ndan habersiz yetişiyor ve hiç bir şey öğrenmiyor, öğrenemiyor.

İnternetin hayatımızın her alanına etki ettiği ve gittikçe öneminin arttığı bu yıllarda “bilinçli” internet kullanıcılarının oluşmasını sağlamamız gerekiyor. Yoksa ilerleyen yıllarda durum hiç de iyi olacak gibi değil!

İstSec 2011 Başlıyor – Sosyal Medya ve Bilgi Güvenliği

Perşembe, 26 May 2011 3 yorum

Hamza’nın blogunda gördüğüm güzel bir konferansı paylaşmak istiyorum. İstSec, Bilgi Güvenliği konferansı 3-4 Haziran tarihlerinde yapılacak.

Sosyal medya, son iki yılda inanılmaz bir hızla yaygınlaştı fakat bilgi güvenliği konusu herkesin atladığı bir konu olarak kaldı. Sosyal medyanın büyümesi demek bilgi güvenliğinin öneminin artması demek. Bu konuya da yer verilecek olan İstSec’i kaçırmamanızı öneriyorum.

Ayrıntılı bilgi için Hamza’nın yazısını da aynen paylaşıyorum.

Ülkemizde eksikliği her geçen gün daha fazla hissedilen ürün/teknoloji bağımsız, çözüm odaklı güvenlik anlayışına katkı sağlamak amacıyla, her yıl Haziran ayında gerçekleştirilen İstanbul’a özel Bilgi Güvenliği Konferansı olan İstSec, bu yıl 3-4 Haziran 2011 tarihlerinde İstanbul Bilgi Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirilecektir.

Türkiye’den ve çeşitli ülkelerden konusunda söz sahibi bilgi güvenliği uzmanlarını ve BT güvenliği meraklılarını buluşturacak olan İstSec 2011’in bu yılki ana teması “yeni teknolojiler, yeni güvenlik riskleri” olarak belirlenmiştir

Konferans Programı:

İstSec 2011’de 38 farklı konuda 35 farklı uzman yer alacaktır. Ayrıca hem internet üzerinden hem de etkinlik alanında “Capture The Flag Ethical Hacking” yarışması gerçekleştirilecektir.

Konferans boyunca, internet yasaklarının teknik ve hukuki boyutları, sanallaştırma güvenliği, bulut bilişim güvenliği, siber istihbarat toplama yöntemleri, adli bilişim analizi, mobil telefon güvenliği, yeni nesil tehditler ve çözüm önerileri, yeni nesil hacking yöntemleri, CEO ve CIO’lar için Yeni Nesil Güvenlik, Siber Tehditler ve Türkiye’nin Siber Güvenlik Yol Haritası ve APT(Advanced Persistent Threat) gibi konular detaylıca irdelenerek katılımcıların bilgi sahibi olması sağlanacaktır.

Konferans programına http://www.istsec.org/?page_id=6 adresinden ulaşılabilir.

Konferans Sponsorlarımız:

İstSec ‘11, SadeceHosting, Microsoft, Helyum, Trend Micro, SymTürk, GateProtect, StoneSoft, Inforte, Bilişimcim, Palo Alto Networks , Mavituna Security, Bilgi Güvenliği AKADEMİSİ, ADEO, Zemana, Labris Teknoloji, ÇözümPark ve Tamara Electronics sponsorluğunda gerçekleştirilmektedir.

Katılım & Kayıt:

Konferansa katılım ücretsiz olup kayıt yaptırılması gerekmektedir.

http://www.istsec.org/kayit.html adresinden kayıt işlemi tamamlanabilir.

İletişim:

Konferansla ilgili tüm geri bildirimler için info@istsec.org adresine e-posta gönderebilirsiniz.

Ulaşım:

İstanbul Bilgi Üniversitesi Dolapdere Kampüsü

Kurtuluş Deresi Cad. Yahya Köprüsü Sok. No: 1

Dolapdere 34440 Beyoğlu İstanbul

İstSec ‘11 Bilgi Güvenliği Konferansı’nda görüşmek üzere!

Grup Alışveriş Siteleri vs Facebook Deals

Pazar, 16 Oca 2011 13 yorum

Grup alışveriş furyasına kapılmayanınız yoktur sanırım. Groupon fırtınası Türkiye’de de fazlasıyla etkili oldu ve onlarca grup alışveriş sitesi açıldı, bir çoğu iyi işler çıkaramasada 4-5 proje emin adımlarla ilermeye devam ediyor. 2011′de grup alışveriş pazarının liderleri ve kalıcı olacak isimleri netleşir diye düşünüyorum.

Tüm bunlar olurken dünyayı kasıp kavuran bir Facebook var ki sormayın. Önümüzdeki aylarda Facebook, alışverişin daha da sosyalleşebilmesini sağlamak amacıyla Deals uygulamasını yayına alacak. Bu uygulama sayesinde şirketler sayfaları üzerinde bu uygulamayı kullanarak kampanyalar yapabilecek. Gerektiği zaman kendi grup alışveriş kampanyasını, gerektiği zaman Places’ı kullanarak konum bazlı kampanyasını yapacak ve milyonlara duyurabilecek. (?)

Peki, bu uygulama grup alışveriş sitelerini nasıl etkileyecek? Bu uygulama ile beraber Facebook bir sektörün daha sonunu getirebilecek mi? Yoksa sadece Facebook’un yaptığı uygulamaların arasında yer alıp sadece basit, bütünleyici bir araç mı olacak?

İsmail Dağlı’ya göre Deals, grup alışveriş siteleri için gerçekten büyük bir tehdit olacak ve büyük bir pazar payına sahip olacak. (Yazıyı okumak için tıklayın.) Bu konuda İsmail’e katılmıyorum. Çünkü sektörü yakından takip edenler için Facebook Deals gerçekten önemli bir gelişme olabilir. Facebook’un elindeki üyelerden dolayı da çok büyük pay alması gerekir fakat realist bir bakış açısıyla düşündüğümüz zaman böyle olmayağını görüyoruz.

Grup alışveriş siteleri ve Facebook Deals’ı karşılaştırarak neden katılmadığımı açıklamaya çalışacağım.

Grup Alışveriş Siteleri:

1- Yazılım ve tasarımsal düşünüldüğü zaman tamamen hazır bir sistemi bulunduğundan dolayı bir kampanya oluşturmak için işletmenin yapması gereken hiçbir şey yok, siz anlaşmanızı yaparsınız ve geri kalanı onlar halleder. Zaten işin arkasında bir çok dalda uzman olan büyük bir ekip bulunuyordur.

2- Sisteme üye yüzbinlerce kişi, yüzbinlerce e-mail abonesi, normal ziyaretçilerden oluşan bir topluluk bulunuyor. Önceki reklam ve kampanyalardan dolayı sürekli büyüyen bir yapı olduğu için “sıfırdan” topluluk oluşturmanıza gerek kalmaz. Anlaşma sonrası hem siteyi ziyaret edenler kampanyayı görecekler, hem de üyelere ve e-posta abonelerine mailler gidecek bu sayede bir anda yüzbinlerce kişiye ulaşmış olacaksınız.

3- Anlaşma sonrası zaten reklam yapılan mecralarda sizin kampanyaların kullanılması hem yayılım açısından büyük yarar sağlayacak hem de bilinirliği arttıracaktır. Outdoor, Adwords, Facebook gibi reklam platformlarında zaten günlük reklam döndüğü için reklamlarla uğraşmak zorunda da kalmazsınız.

4- Fırsatı satın alan kişiler zaten siteye üye olmak zorunda oldukları için veya zaten üye oldukları için o kişiye ait birçok bilgiye de sahip olunmuş olur.

Genel olarak ele alacak olursak bu karşılaştırma için 4 madde gayet yeterli.

Facebook Deals:

1- Eğer her Facebook izin verecekse -ki vermesi daha iyi olur- işletmeler uygulama için bir tasarım ve geliştirmeler için ek yazılım yapmak zorunda kalacak.

2- Kampanyayı yapacak olan işletme ilk aşamada en fazla, resmi sayfasında bulunan kişilere ulaşmış olacak. (İşletmelerin %95′inin henüz profesyonel iletişim yaptığı sayfası bulunmuyor. Sayfası bulunan işletmeler ise maalesef çok küçük bir topluluk oluşturmuş durumdalar ve topluluk yönetimi konusunda çok eksik durumdalar.)

3- Hayranları sayfalara toplarken bile büyük reklam bütçeleri ayıran ve profesyonel bir ekip ile çalışmadığı zaman genelde başarısız olan markalar bu defa kampanyalarının reklamlarını yapmak zorunda kalacak. Çünkü ortada büyük bir kitle bulunmuyor. Kampanya olağan üstü bir şey değilse viral yayılımı da mümkün olmayacağı için müşterileri bir araya toplamak için devasa reklam bütçeleri ayırmak zorunda kalacak. Tabi bu reklamları da bir ajansa veya profesyonel bir kişiye yaptırmadığı zaman büyük ihtimalle başarısız olacaktır. Çünkü, insanları bir araya toplamak eskisinden çok daha zor.

4-  Veri bakımından düşünülecek olursa reklamlar sonucu sayfaya katılan kişilerden sadece uygulamayı kullananların Facebook tarafından izin verilen bilgilerine ulaşılmış olacak.

Son olarak da işletme gözüyle bu uygulamalardan hangisinin daha yararlı olduğunu düşünelim.

Grup alışveriş siteleri kullanıldığı zaman hem verilecek olan hizmetten/üründen indirim yapılır hem de satış üzerinden grup alışveriş sitesine bir kar bırakılır. Bu, işletmeler için çok karlı olmayabilir. (Grup alışverişini yapacak olan işletme bir şekilde kar ediyordur, yoksa zaten bu işe girişmez. (: ) Bir de Facebook Deals’ı düşünün! Hem bir topluluk oluşturulup yönetilecek, hem reklam verilecek hem de bu işlerin sonucunda doğacak müşteri şikayetleri ile kendileri uğraşacaklar. Bunların hepsi için insan gücü gerekir. İşletme, bu kampanyaları sürekli yapmayı hedefliyorsa bir ekip kurmak zorunda kalacaktır. Tabi bunun için harcayacakları emek ve para çok daha fazla olacaktır.

Bu ve benzeri nedenlerle işletmelerin grup alışveriş sitelerini kullanarak çok daha rahat edeceklerine ve daha karlı çıkacaklarına inanıyorum. Facebook Deals bu aşamada en fazla bütünleyici bir araç olarak yer alır diye düşünüyorum.

Son söz: Facebook Deals güzel bir uygulama fakat tahmin edildiği gibi efektif olmayacak ve bekleneni veremeyecektir. (Facebook, her zaman çılgın bir fikir ile beni yalancı çıkarabilir ama şu aşamada öyle bir şey görünmüyor. (: ) Grup alışveriş siteleri 2011 yılında, 2010 yılına göre artan bir ivme ile büyümeye devam edecektir. (Bu ivmenin azalmasını istemiyorsalar, 2011 yılı için yenilikler düşünmeye başlamış olsalar iyi olur.)

Facebook’da Yeni İstatistik Sayfaları

Çarşamba, 04 Ağu 2010 11 yorum

Facebook ile ilgili bir çok kişinin aklını karıştıran konulardan biri, bir konuda Facebook profili oluştururken “hayran sayfası” mı oluşturmak daha mantıklı yoksa “grup” mu? Aslına bakarsanız oluşturulacak olan profilin amacı burada önemli olan konulardan biri ama bunun dışında grup oluştururken sınırlı üyeye sahip olacak olmak (5.000 kullanıcı) ve yeterli istatistik alamamak Facebook‘un da istediği gibi herkesi “hayran sayfası” açmaya yönlendirdi. Gerçekten ayrıntılı istatistik veriyor olması, sınırsız kullanıcıya ulaşma imkanı ve bildirimlerin ana sayfada daha etkin kullanılabilir olması hayran sayfalarını daha çekici bir hale getirdi.

Az önce Facebook’un testlerinden birine şahit oldum ve yeni istatistik sayfalarını gördüm. Zaten detaylı olan istatistik sayfalarını daha şık bir hale getirip düzenini değiştirerek yakın zamanda kullanıma açacaklarını düşünüyorum. Daha önceleri tek sayfada bir arada sundukları istatistikleri daha kolay okunması açısından olsa gerek ayrı ayrı grafiklerde sunmaya karar vermişler. Bu sayede şu anki karmaşık yapıdan kurtulmuş olacaklar. Bunun yanında Grafiklerin kampanya ve ya reklam sunumlarında daha rahat kullanılabilmesi açısından direk Facebook üzerinden kayıt edilmesine imkan vermeleri de güzel olmuş.

Benim için şu anki istatistik sayfası da gayet yeterliydi ama yenilikler güzeldir. Mutlaka daha farklı, yeni özelliklerde ekleyeceklerdir. Kısa süreliğine gördüğüm için çok inceleyemedim ama yeni özelliklerin olacağı belli. En büyük temennim ise şu anda verdikleri istatistik ortalama 3 gün geriden geliyor, bunu 1 güne indirmeleri ve ya Google Analytics gibi bir kaç saatte bir güncellemeleri, eğer böyle bir yenilik de yaparlarsa gerçekten harika olacak.

Eski Facebook İstatistik Sayfası

Aşağıda da yeni istatistik sayfalarından bir kaç ekran görüntüsü yer alıyor.

Sahip olduğunuz tüm sayfaların istatistiklerinin bir kısmını yine yeni açılacağını tahmin ettiğim “İstatistikler” sayfasından görebiliyorsunuz.Facebook bu yenilikleri ile “hayran sayfaları”nın giderek artan önemine biraz daha dikkat etmiş oluyor, bizlerinde bu konuya daha fazla dikkat etmesi gerektiğini düşünüyorum. Artık “hayran sayfaları” basit birer sayfadan ibaret değil, bunu aklımıza yazmalıyız…

Aşk-ı Memnu Bitti ama ne bitti!

Cuma, 25 Haz 2010 14 yorum

Bu gece (24.05.2010) Türk televizyon tarihine hatta dünya televizyon tarihine adını final bölümü (Veda) ile yazdıran Aşk-ı Memnu dizisi bitti. Dizinin bittiğine bir çok kişi üzülse bile sevinenlerin sayısı da bir hayli fazlaydı. (En başında ben geliyorum) Bu dizinin tek bölümünü bile izlemedim (final bölümünü friendfeed sağ olsun anlık paylaştı (: ), kitabını okumadım ve artık adını bile duymak istemiyorum.

Dizi bitti, sevindik ama dizinin yankıları dizinin bitmesi ile beraber katlanarak arttı. Türk kullanıcıların paylaşımları twitter da “aşk ı memnu” kelimesinin trend konulara girmesini sağladı. Bunun olması için gerçekten çok fazla twit gerekiyor. Bu da yetmezmiş gibi Dünya Kupası falan dinlemeden Aşk-ı Memnu dizisi twitter Trend konularında ilk sıraya yükseldi ve Türkiye dışında da olağan üstü ilgi çekmeye başladı.

Bu başarı mıdır bilinmez ama tüm dünyada gerçekten büyük yankı uyandırdığı kesin.

Benim gözlemlerime göre Twitter’da içinde “aşk ı memnu” geçen saniyede 10-20 twit yazılıyordu. Bunun yanında retweet sayısı da çok fazlaydı özellikle ingilizce yazılan twitlerin bazılarının retweet sayısı 100′den fazlaydı.

Yani, Türkçe olmasa da şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki Türk internet kullanıcıları artı twitter’ı keşfetti. Artık sosyal medya daha güçlü! (:

Yukarıdaki şeylerin çoğunu yazmayacaktım aslında, çünkü aşağıdaki resimler her şeyi anlatıyor bence…

Facebook Beni Heyecanlandırıyor!

Perşembe, 27 May 2010 8 yorum

Facebook konusunda bitmek bilemeyen “gizlilik” tartışmaları bir yana özellikle kişisel bilgilerimizi doldururken bizlerden istediği ilgi alanımıza yönelik etiketler üzerinde yapılan değişiklikler Facebook’a olan hayranlığımı bir derece daha arttırdı.

Facebook’da daha önceleri sadece etiketler ile kendimi tanıttığım bir “Bilgiler” sayfasına sahiptim. Tabi ayrıca eklediğim iletişim bilgilerini saymazsak, dışarıdan profilime bakan biri sadece o etiketlere bakarak benim hakkımda az çok bilgi sahibi olabiliyordu. Son yapılan değişiklikler ile (bir kaç hafta önce) profil bilgilerimi güncelledikten sonra daha önce eklediğim o etiketlerin (İlgi alanı, sevdiğin müzikler, izlediğim programlar gibi…) her biri birer sayfa haline dönüştü.

Örneğin, sevdiğim aktiviteler bölümüne “Fotoğraf çekmek” şeklinde bir etiket girmiştim. Bu etiket sayfa haline dönüşünce profilinde bu etiketin bulunduğu herkes o sayfanın hayranı oldu. O sayfaya tıkladığımda şöyle bir açıklama yer alıyor:

Amacımız bu Topluluk Sayfası’nı bu konudaki paylaşılan en iyi bilgi koleksiyonu yapmak.Fotoğraf çekmek konusuna sen de ilgi duyuyorsan, kaydol ve yardımına hazır olduğumuzda sana haber verelim. İlgili bir Wikipedia makalesi veya Resmi Site önererek başlamamıza yardımcı olabilirsin.

Yani o etikete sahip kişiler bir arada toplanmış oluyor, bununla da kalmayıp o kişilerin beraber birnevi Fotoğraf çekmek konulu Wiki sayfası oluşturması sağlanıyor. (En azından amacın o olduğunu düşünüyorum.) Bu düzenleme üzerine Facebook için bir çok teori üretilebilir. (:

Yani Facebook bu basit değişiklik ile ilgi alanları benzer olan kullanıcıları otomatik olarak bir araya getirmiş oldu, bununla da kalmayıp ortak bir sayfa geliştirmelerini teşvik ediyor. (Henüz “kaydol” dediğimiz zaman bir değişim olmuyor, Facebook o konuda yeni bir şeyler düşünüyor sanırım) Böylece kullanıcılar arasında ki ilişki artacak, etkileşim ve paylaşım artacak. Tüm bunlar da Facebook’un insan ilişkileri üzerine devasa bir kral olmasını sağlayacak, şu anda Google’nin arama ilişkisi üzerine bir kral olduğu gibi.

Web 3.0 diye adlandırılan Semantik Web internetin daha fazla ilişkili ve anlamlı olmasını sağlayan bir yapı diyebilirim. Google arama motoru üzerinde bu olayı gerçekleştirirken Facebook’un da insan ilişkileri üzerine bu olayı gerçekleştirdiğini düşünüyorum. Yani dışarıdan bakıldığı zaman klasik bir arkadaşlık ve paylaşım sitesi konumunda görünen (!) Facebook aslında bundan çok daha fazlası ve daha fazlasını oluşturmaya devam edecek.

Tüm bu söylediklerim basit bir değişiklik üzerineydi fakat bunları diğer Facebook değişimleri ile (Bildiğimiz veya bilmediğimiz değişiklikler) birleştirdiğimizde aslında arka planda neler döndüğünü biraz daha anlayabiliyoruz.

Şimdi tüm bu ilişkilerin geliştirilebilmesi, yani insanlar üzerinde ki ilişkileri düzenleyen, kolaylaştırmayı sağlayan bir anlamlı ağ olurturulabilmesi için kişisel bilgilerin gizli olması Facebook’un ne kadar işine gelebilir?

Facebook anlamlı bir ağ (Web 3.0) oluşturabilmek için gizlilik ilkelerini ne kadar kapalı bir yapıda tutabilir ki?

Yani demek istediğim Facebook’un altından kalkamadığı bu gizlilik konusunun temelinde yatan neden semantik bir yapı oluşturma isteğidir.

Bundan böyle sadece arkadaşlarımız bizi ilgilendirmeyecek…

Not: Facebook’un sayfalara eklenebilen “beğen” butonu da aynı konu ile ilgili bir olay fakat ayrı bir yerde incelemek lazım. Fırsat bulursam onu da yazacağım. (: Keyifli bloglamalar…

Twitter İçinde Trend ve İstatistik Bilgisi Toparlamak

Salı, 06 Nis 2010 2 yorum

Twitter için önceleri sadece yurt dışında ki popülerliği için söz ederdik ama ülkemizde de özellikle ünlülerin kullanmaya başlaması ile twitter çılgınlığı başlamış oldu. İte bu çılgınlıktan dolayı insanlar artık hayatları ile ilgili kısa bilgileri, yediklerini, içtiklerini, aldıklarını, pişmanlık ve mutluluklarını twitter aracılığı ile paylaşmaya başladılar. Daha önceleri facebook aracılığı ile paylaşıyorlardı ama twitter kullananlar artık twitter üzerinden güncelleme yapıp facebook duvarında göstermeyi daha çok seviyor.

Yukarıda ki gibi bir çok nedenden dolayı twitter markalar için inanılmaz bir ortam oluşturmuş oluyor. İşte bu ortamı hakkıyla kullanabilmek için bir çok veriyi analiz etmemiz lazım. Geçtiğimiz günlerde Twitter Kullanarak Arama Yapmak! Basit Medya Takibi yazısında nereden başlayabileceğimiz konusunda bilgi sahibi olmuştuk. Twitter bazlı uygulamaları kullanarak aramalar yapabileceğimizi ve bu aramalar doğrultusunda nasıl bir yol izleyeceğimizi anlamış olduğumuzu düşünüyorum.

Bu yazıda yer alan araçlar ile sadece arama yapıyor olmayacağız markamız hakkındaki verileri analiz edeceğiz, kim mutlu kim mutsuz, kimler markamız hakkında neler konuşmuş gibi bir çok bilgiyi alıp verimli bir hale getireceğiz. Her zaman olduğu gibi uygulamalar sizlere hazır lokma olarak gelmiyor. İstediğinizi büyük ölçüde yapıp yorumları size bırakıyor. Bu analizler ile başarılı yol haritaları çizmeniz dileğiyle… (:

Repeets : Twitter’ın reply özelliğinden yararlanan bir uygulama. Bu uygulamada twitter’da en çok reply yapılan mesajlar listeleniyor. Bu listelenme günlük, haftalık ve aylık yapılabiliyor. İsterseniz kullanıcı adı ile arama yapabiliyor varsa reply edilmiş mesajlarını görebiliyorsunuz.

Archivist: Archivist bir masa üstü twitter raporlama uygulamasıdır. Bu uygulamayı kurduğunuz zaman belirli arama kelimelerinin geçtiği girdileri arşivler. Marka analizi için çok etkili bir uygulama.

TwiBuzz : Twitter arama sonuçlarını grafikler halinde yayınlayan bir uygulama. Grafikte saat bazlı arama sayısına kadar her türlü bilgi veriliyor, grafiğin altında da o kelimeye göre gerçek zamanlı arama sonuçları yer alıyor. Çok popüler bir arama yaptığınız zaman 1 dakika içindeki değişim grafiğine bile ulaşabiliyorsunuz.

devamını oku…

Hedef Kitleniz Belli mi?

Cumartesi, 09 Oca 2010 3 yorum

Geçtiğimiz gün İzmit merkezde (Yürüyüş Yolunda) büroşür dağıtan genç bir bayan gördüm. Yolda öylesine yürürken dikkatimi çekti ve biraz izledim. İzledim çünkü yanından geçtiğim halde bana dağıttığı el ilanından vermedi.

Benden sonra etraftan geçen kimseye ilanları vermediğini gördüm. Sonra yolun kenarında yürüyen yaşlı bir adama yaklaştı ve ilandan bir tane uzattı. Ben tabi izlemeye devam ettim. (İlanı verdiği yaşlı amca yanımdan geçene kadar ilana bakıyordu) Sonra gençlere ilan vermemeye devam etti ve tekrar bir yaşlı adama yaklaşıp ilanı uzattı. O adamda inceledikten sonra katlayıp cebine koydu…

Şunu demek istiyorum. O ilanı bana ve etraftaki diğer insanlara vermiş olsaydı muhtemelen bakıp, ilgimizi çekmediği için çöpe atacaktık. Ama genç bayan, ya kendisine verilen talimattan dolayı ya da odaklı reklam konusuna inandığı için o ilanları sadece yaşlılara dağıtmayı tercih etti. Bu yaptığıyla da muhtemelen hedef kitlesine ulaştı, ilgilerini çekti yani başarılı oldu…

Televizyon, radyo, gazete, dergi, internet veya sokaklar… Reklam nerede yayınlanıyorsa yayınlansın odak noktası, hitap ettiği kitle çok iyi belirlenmeli, mutlaka özel bir strateji oluşturulmalı ve ona göre reklam yapılmalı. Bunu yapmadığınız zaman yaptığınız şeyin parayı ortalığa atmaktan başka bir şey olmadığını bilmeniz lazım.

Parayı ortalığa atmayın, gidip vermek istediğiniz kişiye verin...

Blogunuz da Sosyal Olsun!

Salı, 29 Ara 2009 3 yorum

Son zamanlarda blogumu çok ihmal ettim ve bunun için gerçekten çok üzgünüm. Yazmadığım için sürekli içimde bir sıkıntı vardı ama bir türlü yazacak duruma gelemedim. Bunda yaşam şartları, yazılacak şeyler ve tabi yapmak istediğim projeler çok etkiliydi. Neyse ki hepsi bir şekilde rayına oturdu ve bende yeni yıla girmeden önce bir kaç yazı ile blogu hareketlendirebileceğime karar verdim.

Bloguma yazmadığım sürede sürekli sosyal (!) oldum. Tabi bu sosyallik friendfeed, facebook ve twitter üzerinde oluyordu. Sürekli gündemi takip etmeye ve kendimi geliştirmeye, bunun yanında paylaşmaya çalışıyordum. “Tam anlamıyla oldu mu?” diye düşündüğüm zaman %100 olmasa bile yüz üzerinden 85 verebiliyorum kendime. Bu yüzden mutluyum…

Blogun konusuna gelince. Blog ihmal ettiğim süreçte sosyal (!) olduğumu söyledim ama blogum benim kadar sosyal olamıyordu. Peki bunun için ne yapabilirim diye düşündüm ve aklıma gelen ufak bir öneriyi hem yavaş yavaş uygulamaya hem de sizlerle paylaşmaya karar verdim.

BLOGUNUZ DA SİZİN KADAR FACEBOOK’A GİRSİN :

Facebook’da bir kullanıcının bir günde geçirdiği ortalama süre 200 dakikadır.(Bkz.) Daha güzeli ise facebook kullanıcıları bir şeyler paylaşmak istiyorlar. Bu yüzden blogunuzda her yazınızda mutlaka ama mutlaka “Facebook’da paylaş” butonu yer almalı. Bunun yeri ve boyutunu ilgi çekici şekilde yapmanız sizin yararınıza olacaktır.

Bu sistemi blogunuza uygulamak için http://www.boostpost.com/ adresini ziyaret edin.

ZİYARETÇİLER SİTEYE GİRMEK ZORUNDA KALMASIN :

Blog yazmamızın en temel amacı paylaştığımız şeylerin birileri tarafından okunmasıdır. Yazılarımızı sürekli takip etmek isteyen ziyaretçiler için mutlaka “e-mail ile takip ve Rss” butonu bulundurmalısınız. Böylece hem yeni yazı yazdığınız zaman haberdar olacak hem de sizin izin verdiğiniz şekilde bloga girmek zorunda kalmadan okuyacaktır. Emin olun bu tür takipçiler kazandıkça hem ziyaret artışını görecek hem de yorumlarınızın arttığını fark edeceksiniz.

TAKİPÇİLERİNİZİ TANIYIN :

Blogunuzun mutlaka daimi takipçileri vardır. Bunları bir şekilde tanıyım ve iletişim halinde kalın. Bunun için yapılabilecek bir kaç yol var. En etkili yol yine Facebook’dan geçiyor. Facebook üzerinden blogunuz için (eğer blogunuz kişisel ise) bir grup ve ya hayran sayfası oluşturun. Daha önce de söylediğim gibi insanlar Facebook ile bir şeyleri birleştirmekten, Facebook aracılığı ile kendilerini ön plana çıkarmaktan zevk alıyorlar. Bu yüzden sizin grubunuza katılacak ve ya hayranınız olacaktır. Bu sayede onlarla iletişim halinde kalabilecek, ilerisi için güzel planlar yapabileceksiniz. Ne de olsa artık iletişim çağındayız. (:

İkinci yöntem ise blogunuza twitter için geliştirilmiş olan ziyaretçi kutusunu eklemek. Bu kutu sayesinde blogunuzu ziyaret etmiş ve twitter hesabı olan kullanıcıları görebilecek, onların sizi takibe almasının yanında sizler de onları takibe alabileceksiniz. Bu sayede yine karşılıklı iletişiminiz güçlenmiş olacak. (Blogunuzun hitap ettiği kitleye göre bu seçeneklerden birini ve ya ikisini kullanmanız büyük yarar sağlayacaktır.)

Bu widgeti blogunuzda kullanmak için http://twittercounter.com/ adresini ziyaret edin.

KULLANICILAR SİZİN KADAR BLOGUNUZU DA TANISIN :

Her blogda özenle doldurulmuş şekilde bulunması gereken “Hakkımda” sayfası gibi bir de “Blog Hakkında” bölümü yer almalı. Bunlar bence blog sayfalarının en önemli bölümleri çünkü benim gibi bir çok kişi eminim bir blogu ziyaret ederken mutlaka “Hakkımda” bölümüne bakıyordur. Çünkü kimin yazdığını, blogun hangi konulara hitap ettiğini bilmek ziyaretçilerin en doğal hakkı.

İMLEME SİTELERİNİ SİZ KULLANIYORSANIZ BAŞKALARI DA KULLANIYORDUR :

Evet, aktif internet kullanıcıları Digg, Delicious gibi ve ya Türkiye’de Buzzla, Tusul, Oyyla gibi imleme sitelerini kullanmaya başlıyorlar. Yurt dışında çılgınlar gibi kullanılan bu sistemler ülkemizde de yavaş yavaş kullanılmaya başlıyor. Bunda ki en büyük etkenin Facebook’un insanlarımıza kazandırdığı “paylaş” butonu olduğunu düşünüyorum. Artık beğendiğimiz şeyleri paylaşma, ilerinde tekrar işimize yarayacağını düşündüğümüz şeyleri saklama ihtiyacımız var. Bu yüzden Facebook butonu kadar sık kullanılmasa da az ama etkili kullanılabilecek bu sistemlerin butonlarını blogumuzun bir köşesinde mutlaka bulundurmalıyız. Bir gün Digg etkisini yaşamak gerçekten eğlenceli olurdu. (:

Blogu ihmal ettiğim süre içerisinde sizlere önerdiğim sitelerin hepsini aşırı derecede kullandım ve kullanıldığını gördüm. Bu yüzden değişim vaktinin geldiğini düşünüyorum.

Benim sıraladığım gibi daha çok şey sıralanabilir ama günümüzün şartlarına uygun olarak en fazla yapılması gerektiğini düşündüğüm şeyler bunlar. Sizin de önemli olduğunu düşündüğünüz konular varsa yorumlarınızı bekliyor olacağım ve tabi yazı da buna göre güncellenecektir.

Keyifli bloglamalar…