arşiv

yazılar buna göre etiketlendi; ‘facebook’

Facebook’da Yeni İstatistik Sayfaları

Çarşamba, 04 Ağu 2010 1 yorum

Facebook ile ilgili bir çok kişinin aklını karıştıran konulardan biri, bir konuda Facebook profili oluştururken “hayran sayfası” mı oluşturmak daha mantıklı yoksa “grup” mu? Aslına bakarsanız oluşturulacak olan profilin amacı burada önemli olan konulardan biri ama bunun dışında grup oluştururken sınırlı üyeye sahip olacak olmak (5.000 kullanıcı) ve yeterli istatistik alamamak Facebook‘un da istediği gibi herkesi “hayran sayfası” açmaya yönlendirdi. Gerçekten ayrıntılı istatistik veriyor olması, sınırsız kullanıcıya ulaşma imkanı ve bildirimlerin ana sayfada daha etkin kullanılabilir olması hayran sayfalarını daha çekici bir hale getirdi.

Az önce Facebook’un testlerinden birine şahit oldum ve yeni istatistik sayfalarını gördüm. Zaten detaylı olan istatistik sayfalarını daha şık bir hale getirip düzenini değiştirerek yakın zamanda kullanıma açacaklarını düşünüyorum. Daha önceleri tek sayfada bir arada sundukları istatistikleri daha kolay okunması açısından olsa gerek ayrı ayrı grafiklerde sunmaya karar vermişler. Bu sayede şu anki karmaşık yapıdan kurtulmuş olacaklar. Bunun yanında Grafiklerin kampanya ve ya reklam sunumlarında daha rahat kullanılabilmesi açısından direk Facebook üzerinden kayıt edilmesine imkan vermeleri de güzel olmuş.

Benim için şu anki istatistik sayfası da gayet yeterliydi ama yenilikler güzeldir. Mutlaka daha farklı, yeni özelliklerde ekleyeceklerdir. Kısa süreliğine gördüğüm için çok inceleyemedim ama yeni özelliklerin olacağı belli. En büyük temennim ise şu anda verdikleri istatistik ortalama 3 gün geriden geliyor, bunu 1 güne indirmeleri ve ya Google Analytics gibi bir kaç saatte bir güncellemeleri, eğer böyle bir yenilik de yaparlarsa gerçekten harika olacak.

Eski Facebook İstatistik Sayfası

Aşağıda da yeni istatistik sayfalarından bir kaç ekran görüntüsü yer alıyor.

Sahip olduğunuz tüm sayfaların istatistiklerinin bir kısmını yine yeni açılacağını tahmin ettiğim “İstatistikler” sayfasından görebiliyorsunuz.Facebook bu yenilikleri ile “hayran sayfaları”nın giderek artan önemine biraz daha dikkat etmiş oluyor, bizlerinde bu konuya daha fazla dikkat etmesi gerektiğini düşünüyorum. Artık “hayran sayfaları” basit birer sayfadan ibaret değil, bunu aklımıza yazmalıyız…

İnci Sözlük Facebook’a Ne Yaptı?

Perşembe, 29 Tem 2010 11 yorum

İnci Sözlük, bir grup kanı kaynayan gencin bir araya gelmesiyle oluştuğunu düşündüğüm klasik sözlüklerin dışında, daha çok küfür odaklı bir sözlük sitesi. Bu gençlerin bana göre en önemli özelliği ise toplu halde iyi hareket edebilmeleri.

Bu kısa açıklamadan sonra dün Facebook’da her yerde içinde bolca “İnci” geçen küfür ve hakaret içeren yazılar vardı ona gelecek olursam İnci Sözlük dün Facebook’a saldırdı. Ama bu bildiğimiz hack saldırılarından değildi. Bu saldırı Facebook’un çevirilerine yapılan bir saldırıydı.

Normalde Facebook dil çevirilerini kendisi yapmıyor kullanıcıların yaptığı çevirilerin yine kullanıcıların oylarına güvenerek yayına alıyor. Yani “News feed” yazan alan için “Haber kaynağı” önerisi girilmiş ve bu öneri çok kişi tarafından onaylandığı için bu şekilde yayına alınmış. Bu çeviri konusunun (+18) farkına varan inci kullanıcıları hemen harekete geçip bu çevirilerin tabiri caizse anasını ağlattılar.

Bir çok arkadaşım, akrabam arayıp profillerinin hacklendiğini söylüyor ve ne yapacaklarını bilmiyordu. Tabi durumu anlatınca biraz rahatladılar o ayrı. Yani olay bir hack değildi, sadece internetin nimetlerinden faydalandılar ve bunu kötüye kullandılar.

İnci Sözlüğün bu tarz şeyleri yapma amacı ne bilmiyorum ama gerçekten ellerindeki bu kitleyi böyle çocukça şeyler yapmak yerine daha efektif kullanabileceklerinin farkına varmaları lazım. Yani Tv programlarına telefonla saldırarak, sitelerin açıklarını ve ya imkanlarını kullanarak küfürler yağdırmanın bir “tepki” göstergesi olduğunu sanmıyorum.

Buradan İnci’ye bir öneri sunmak istiyorum. Elinizdeki bu kitleyi belli konulara “tepki” oluşturabilecek şekilde kullanmalısınız. Böylece bir amacınız olur ve bir işe yaramış olursunuz. Böylece çevrenizde çok daha fazla destek alır, daha güzel işler yapabilirsiniz. Yine kendi tarzınızla yapın ama lütfen bir amacı olsun.

Facebook Beni Heyecanlandırıyor!

Perşembe, 27 May 2010 7 yorum

Facebook konusunda bitmek bilemeyen “gizlilik” tartışmaları bir yana özellikle kişisel bilgilerimizi doldururken bizlerden istediği ilgi alanımıza yönelik etiketler üzerinde yapılan değişiklikler Facebook’a olan hayranlığımı bir derece daha arttırdı.

Facebook’da daha önceleri sadece etiketler ile kendimi tanıttığım bir “Bilgiler” sayfasına sahiptim. Tabi ayrıca eklediğim iletişim bilgilerini saymazsak, dışarıdan profilime bakan biri sadece o etiketlere bakarak benim hakkımda az çok bilgi sahibi olabiliyordu. Son yapılan değişiklikler ile (bir kaç hafta önce) profil bilgilerimi güncelledikten sonra daha önce eklediğim o etiketlerin (İlgi alanı, sevdiğin müzikler, izlediğim programlar gibi…) her biri birer sayfa haline dönüştü.

Örneğin, sevdiğim aktiviteler bölümüne “Fotoğraf çekmek” şeklinde bir etiket girmiştim. Bu etiket sayfa haline dönüşünce profilinde bu etiketin bulunduğu herkes o sayfanın hayranı oldu. O sayfaya tıkladığımda şöyle bir açıklama yer alıyor:

Amacımız bu Topluluk Sayfası’nı bu konudaki paylaşılan en iyi bilgi koleksiyonu yapmak.Fotoğraf çekmek konusuna sen de ilgi duyuyorsan, kaydol ve yardımına hazır olduğumuzda sana haber verelim. İlgili bir Wikipedia makalesi veya Resmi Site önererek başlamamıza yardımcı olabilirsin.

Yani o etikete sahip kişiler bir arada toplanmış oluyor, bununla da kalmayıp o kişilerin beraber birnevi Fotoğraf çekmek konulu Wiki sayfası oluşturması sağlanıyor. (En azından amacın o olduğunu düşünüyorum.) Bu düzenleme üzerine Facebook için bir çok teori üretilebilir. (:

Yani Facebook bu basit değişiklik ile ilgi alanları benzer olan kullanıcıları otomatik olarak bir araya getirmiş oldu, bununla da kalmayıp ortak bir sayfa geliştirmelerini teşvik ediyor. (Henüz “kaydol” dediğimiz zaman bir değişim olmuyor, Facebook o konuda yeni bir şeyler düşünüyor sanırım) Böylece kullanıcılar arasında ki ilişki artacak, etkileşim ve paylaşım artacak. Tüm bunlar da Facebook’un insan ilişkileri üzerine devasa bir kral olmasını sağlayacak, şu anda Google’nin arama ilişkisi üzerine bir kral olduğu gibi.

Web 3.0 diye adlandırılan Semantik Web internetin daha fazla ilişkili ve anlamlı olmasını sağlayan bir yapı diyebilirim. Google arama motoru üzerinde bu olayı gerçekleştirirken Facebook’un da insan ilişkileri üzerine bu olayı gerçekleştirdiğini düşünüyorum. Yani dışarıdan bakıldığı zaman klasik bir arkadaşlık ve paylaşım sitesi konumunda görünen (!) Facebook aslında bundan çok daha fazlası ve daha fazlasını oluşturmaya devam edecek.

Tüm bu söylediklerim basit bir değişiklik üzerineydi fakat bunları diğer Facebook değişimleri ile (Bildiğimiz veya bilmediğimiz değişiklikler) birleştirdiğimizde aslında arka planda neler döndüğünü biraz daha anlayabiliyoruz.

Şimdi tüm bu ilişkilerin geliştirilebilmesi, yani insanlar üzerinde ki ilişkileri düzenleyen, kolaylaştırmayı sağlayan bir anlamlı ağ olurturulabilmesi için kişisel bilgilerin gizli olması Facebook’un ne kadar işine gelebilir?

Facebook anlamlı bir ağ (Web 3.0) oluşturabilmek için gizlilik ilkelerini ne kadar kapalı bir yapıda tutabilir ki?

Yani demek istediğim Facebook’un altından kalkamadığı bu gizlilik konusunun temelinde yatan neden semantik bir yapı oluşturma isteğidir.

Bundan böyle sadece arkadaşlarımız bizi ilgilendirmeyecek…

Not: Facebook’un sayfalara eklenebilen “beğen” butonu da aynı konu ile ilgili bir olay fakat ayrı bir yerde incelemek lazım. Fırsat bulursam onu da yazacağım. (: Keyifli bloglamalar…

Facebook Babanın mı? Bence Hayır!

Pazartesi, 26 Nis 2010 7 yorum

Yakın çevreme sürekli internet dünyasında paylaştıklarına dikkat etmeleri gerektiğini anlatmaya çalışıyorum. Çünkü ‘sanal dünya’ diye herkes önüne geleni paylaşıyor, paylaşılanlar ile ilgili düşüncelerini yazabiliyor.

Arkadaşlar gerçek dünya da nasıl her düşündüğümüzü söyleyemiyorsak bu sanal dünyada da böyledir, böyle olmak zorundadır. Git gide sanallaşan dünyada neler yaptığımız, nasıl yaptığımız, ne zaman yaptığımız, nerede yaptığımız her şey kayıt altına alınıyor. Bu kayıt bildiğiniz kayıtlardan farklı kayıtlar. Yani ne kadar ‘gizli’ olarak yaptığınızı düşünseniz bile aslında yaptıklarınız yetkili mercilerin çok rahat ulaşabileceği bir şekilde tutuluyor.

Yani demek istediğim sizi sadece arkadaşlarınız takip etmiyor! Bunun farkına varın ve ona göre hareket edin.

Başlıkta Facebook üzerinden hareket ettim çünkü ülkemizde en çok kullanılan sosyal ağ, herkesin paylaşımlar yaptığı ağ burası. Bu yazıyı yazmama neden olan konular da burada gelişti. Facebook kimsenin babasının malı değil, bu yüzden kimsenin her şeyi yazmaya hakkı yok. Aslında herkesin her şeyi yazmaya hakkı var ama bu yazdıklarının başına neler getirebileceğini bir çok kişi bilmediği ve hesaba katmadığı için kimsenin istemeyeceği türden sorunlar oluşabiliyor.

Tekrar ediyorum, lütfen paylaştıklarınıza dikkat edin, paylaştıklarınızı sadece arkadaşlarınız görmüyor!

Bu yazıyı yazmama neden olan konu ise bir tutuklama haberi. Atatürk’e hakaret içeren fotoğrafı Facebook’da  yayınlayan 2 kişi 23 Nisan 2010 günü tutuklanarak ceza evine gönderildiler. Haberin devamını okuyabilirsiniz fakat anlatmak istediğim kalın yazılmış cümle ile gayet net anlaşılıyor.

Buna benzer bir çok olay yaşanıyor ve yaşanmaya da devam edecektir. Bir de komik bir olayı örnek vermek istiyorum. Haber kısaca şöyle: “Dünyanın en popüler sosyal paylaşım sitesi Facebook’ta Akif Korkmaz adlı kullanıcının kendisine hakaret ettiğini iddia eden Avukat Nilgün Tuğba Aydemir, Korkmaz’ın gazeteye ilan verip kendisinden özür dilemesini sağladı.

Polis karakollarında bilişim suçlarına yönelik ekipler hızla artıyor ve yapılan şikayetlere de yaptırımlar hızla gelebiliyor. Bu konuda da çok bilgisiz olduğumuz için her şeyi göz ardı edebiliyoruz. İnternet kullanıcılarının  bu tarz konularda da araştırmalar yapması ve bunları da “facebook” da paylaşması lazım… (:

Blogunuz da Sosyal Olsun!

Salı, 29 Ara 2009 3 yorum

Son zamanlarda blogumu çok ihmal ettim ve bunun için gerçekten çok üzgünüm. Yazmadığım için sürekli içimde bir sıkıntı vardı ama bir türlü yazacak duruma gelemedim. Bunda yaşam şartları, yazılacak şeyler ve tabi yapmak istediğim projeler çok etkiliydi. Neyse ki hepsi bir şekilde rayına oturdu ve bende yeni yıla girmeden önce bir kaç yazı ile blogu hareketlendirebileceğime karar verdim.

Bloguma yazmadığım sürede sürekli sosyal (!) oldum. Tabi bu sosyallik friendfeed, facebook ve twitter üzerinde oluyordu. Sürekli gündemi takip etmeye ve kendimi geliştirmeye, bunun yanında paylaşmaya çalışıyordum. “Tam anlamıyla oldu mu?” diye düşündüğüm zaman %100 olmasa bile yüz üzerinden 85 verebiliyorum kendime. Bu yüzden mutluyum…

Blogun konusuna gelince. Blog ihmal ettiğim süreçte sosyal (!) olduğumu söyledim ama blogum benim kadar sosyal olamıyordu. Peki bunun için ne yapabilirim diye düşündüm ve aklıma gelen ufak bir öneriyi hem yavaş yavaş uygulamaya hem de sizlerle paylaşmaya karar verdim.

BLOGUNUZ DA SİZİN KADAR FACEBOOK’A GİRSİN :

Facebook’da bir kullanıcının bir günde geçirdiği ortalama süre 200 dakikadır.(Bkz.) Daha güzeli ise facebook kullanıcıları bir şeyler paylaşmak istiyorlar. Bu yüzden blogunuzda her yazınızda mutlaka ama mutlaka “Facebook’da paylaş” butonu yer almalı. Bunun yeri ve boyutunu ilgi çekici şekilde yapmanız sizin yararınıza olacaktır.

Bu sistemi blogunuza uygulamak için http://www.boostpost.com/ adresini ziyaret edin.

ZİYARETÇİLER SİTEYE GİRMEK ZORUNDA KALMASIN :

Blog yazmamızın en temel amacı paylaştığımız şeylerin birileri tarafından okunmasıdır. Yazılarımızı sürekli takip etmek isteyen ziyaretçiler için mutlaka “e-mail ile takip ve Rss” butonu bulundurmalısınız. Böylece hem yeni yazı yazdığınız zaman haberdar olacak hem de sizin izin verdiğiniz şekilde bloga girmek zorunda kalmadan okuyacaktır. Emin olun bu tür takipçiler kazandıkça hem ziyaret artışını görecek hem de yorumlarınızın arttığını fark edeceksiniz.

TAKİPÇİLERİNİZİ TANIYIN :

Blogunuzun mutlaka daimi takipçileri vardır. Bunları bir şekilde tanıyım ve iletişim halinde kalın. Bunun için yapılabilecek bir kaç yol var. En etkili yol yine Facebook’dan geçiyor. Facebook üzerinden blogunuz için (eğer blogunuz kişisel ise) bir grup ve ya hayran sayfası oluşturun. Daha önce de söylediğim gibi insanlar Facebook ile bir şeyleri birleştirmekten, Facebook aracılığı ile kendilerini ön plana çıkarmaktan zevk alıyorlar. Bu yüzden sizin grubunuza katılacak ve ya hayranınız olacaktır. Bu sayede onlarla iletişim halinde kalabilecek, ilerisi için güzel planlar yapabileceksiniz. Ne de olsa artık iletişim çağındayız. (:

İkinci yöntem ise blogunuza twitter için geliştirilmiş olan ziyaretçi kutusunu eklemek. Bu kutu sayesinde blogunuzu ziyaret etmiş ve twitter hesabı olan kullanıcıları görebilecek, onların sizi takibe almasının yanında sizler de onları takibe alabileceksiniz. Bu sayede yine karşılıklı iletişiminiz güçlenmiş olacak. (Blogunuzun hitap ettiği kitleye göre bu seçeneklerden birini ve ya ikisini kullanmanız büyük yarar sağlayacaktır.)

Bu widgeti blogunuzda kullanmak için http://twittercounter.com/ adresini ziyaret edin.

KULLANICILAR SİZİN KADAR BLOGUNUZU DA TANISIN :

Her blogda özenle doldurulmuş şekilde bulunması gereken “Hakkımda” sayfası gibi bir de “Blog Hakkında” bölümü yer almalı. Bunlar bence blog sayfalarının en önemli bölümleri çünkü benim gibi bir çok kişi eminim bir blogu ziyaret ederken mutlaka “Hakkımda” bölümüne bakıyordur. Çünkü kimin yazdığını, blogun hangi konulara hitap ettiğini bilmek ziyaretçilerin en doğal hakkı.

İMLEME SİTELERİNİ SİZ KULLANIYORSANIZ BAŞKALARI DA KULLANIYORDUR :

Evet, aktif internet kullanıcıları Digg, Delicious gibi ve ya Türkiye’de Buzzla, Tusul, Oyyla gibi imleme sitelerini kullanmaya başlıyorlar. Yurt dışında çılgınlar gibi kullanılan bu sistemler ülkemizde de yavaş yavaş kullanılmaya başlıyor. Bunda ki en büyük etkenin Facebook’un insanlarımıza kazandırdığı “paylaş” butonu olduğunu düşünüyorum. Artık beğendiğimiz şeyleri paylaşma, ilerinde tekrar işimize yarayacağını düşündüğümüz şeyleri saklama ihtiyacımız var. Bu yüzden Facebook butonu kadar sık kullanılmasa da az ama etkili kullanılabilecek bu sistemlerin butonlarını blogumuzun bir köşesinde mutlaka bulundurmalıyız. Bir gün Digg etkisini yaşamak gerçekten eğlenceli olurdu. (:

Blogu ihmal ettiğim süre içerisinde sizlere önerdiğim sitelerin hepsini aşırı derecede kullandım ve kullanıldığını gördüm. Bu yüzden değişim vaktinin geldiğini düşünüyorum.

Benim sıraladığım gibi daha çok şey sıralanabilir ama günümüzün şartlarına uygun olarak en fazla yapılması gerektiğini düşündüğüm şeyler bunlar. Sizin de önemli olduğunu düşündüğünüz konular varsa yorumlarınızı bekliyor olacağım ve tabi yazı da buna göre güncellenecektir.

Keyifli bloglamalar…

Friend Feed Facebook’a Satıldı, Ya Sonra?

Cumartesi, 15 Ağu 2009 1 yorum

Friend feed Facebook tarafından satın alındığını pazartesi günü saat 22.23′de duyurdu. Herkes şok geçirdi, çünkü Friend feed’i aktif olarak kullanan kimse bunu aklına bile getirmemişti. Tamam, önceki aylarda Facebook’un Friend feed’in bazı özellikleri alması kuşku uyandırmıştı ama kimse böyle bir şey beklemiyordu ve istemiyordu. Satın alım olayı açıklandığı andan itibaren “Facebook Acquires FriendFeed” girdileri su gibi akmaya başladı. Google 2 saat gibi bir sürede bu konu ile ilgili 203.000 yazı indexledi.

Peki, şimdi ne olacak? Facebook‘u sevmiyoruz! Nedeni zaten belli, kullanıcıları. Daha belirgin bir kitleye hitap eden Friend feed için hiç iyi bir durum olmayacak diye düşünüyoruz. Bu yüzden isyan ettik. Çünkü korkuyoruz. Acaba düşündüğümüz gibi olacak mı? Yani Facebook, satın aldığı Frien feed’i tüm kullanıcılarına duyurup, insanların oraya akın etmesine neden olacak mı? Eğer olursa korktuğumuz başımıza gelmiş olur.

Aslında bundan önemli bir konu daha var. Neden satın aldı? Akıllara gelen şeyleri sıralayalım:

1- Friend feed Facebook için ciddi bir tehdit oluşturuyordu? Satın aldıktan sonra kapatacak?
2- Facebook Friend feed ile ortak çalışabilecek müthiş bir reklam modeli düşünmüştü?
3- Facebook Friend feed ile birleşip “sosyal medya” alanındaki payını büyütmek hatta bu birleşme ile beraber twitter’ın sonunu getirmeyi düşünüyordu?
4- Facebook çok daha büyük düşünüp Google’un tahtına aday olmayı hedefliyordu?
5- Facebook Friend feed’i ve gelir modelini beğenmiş ve masumane bir şekilde şirketine katmak istemişti?

Evet, bunlar bir çok kişinin aklına gelen sorular. Yani herkes bunlardan biri üzerine komplo kurup düşünmeye başladı. Aslına bakarsanız son madde dışında hepsi olabilecek şeyler. O yüzden olay daha da korkutucu bir hal alıyor. Acaba hangisi olacak?

Açık olarak “Satın almanın nedeni şu, sırada şu var, Friend feed ile şunu yapacaklar” gibisinden bir yazı yazmayı çok isterdim ama bunu şu aşamada kimse yazamaz. Çünkü bu olasılıklarının hepsinin gerçekleşebileceğine işaret olan (hala ayıramıyoruz) yenilikler gelmeye başladı. Önce çok yorum yazılan girdilerin altına “add comment” eklendi, şimdi de sadeliğine hayran olduğumu Friend feed’e özelleştirilmiş tema ekleme özelliği geldi. Resmen oyalanıyoruz.

Şimdi heyecanla bekleme zamanı, ne olacağını, gelişmelerin bize nasıl yansıyacağını beraber bekleyip göreceğiz. Zaman her şeyin ilacıdır derler ya, gerçekten öyle olacak. Ama şunu söylemek isterim ki Facebook’a gitmeyeceğiz. (: Yeni bir yer buluruz çok mu zor. (;

Facebook’da isimli profil dönemi başlıyor

Çarşamba, 10 Haz 2009 yorum yok

Bildiğiniz gibi facebook açıldığından beri “ facebook.com/profile.php?id=582738912&ref=… ” gibi uzantılar ile kişilerin profillerine ulaşabilmesini sağlıyordu. İşte tamamen bu profil uzantısında değişiklik yapmak için yukarıdaki uyarıyı veriyor. Birçok konuda örnek olarak kullandığı twitter ve friendfeed gibi servislerin kullanıcılara “/kullanıcı_adı” şeklinde hizmet verdiğini gören facebook, bundan sonra o tarz hizmet verebilmek için köklü bir değişime gidiyor. Uyarı mesajında da yazığı gibi 13 haziran günü sabah 07:01 itibari ile kullanıcılara profil isimlerini değiştirme hakkı vereceğini söylüyor. Çok erken olması birçok kişi için dezavantaj olacak ama yapabileceğimiz bir şey yok. (: Sabahın köründe kalkıp adımız soyadımız ve ya sadece adımızın uzantılı olduğu adresi almak için yarışacağız.

Yukarıdaki örnekten de anlaşıldığı gibi facebook uzantılarımızı bize sunacağı alternatiflerden seçerek alacağız. Bu alternatifler de kullanıcı isimlerimize göre olacak. Sabah erkenden kalkıp “/burak” ve ya “/burakbudak” uzantılarından birini almam lazım. Bakalım yakalayabilecek miyim? (:

Facebook’un bunu neden daha önce yapmadığı ise aklıma takılan sorulardan sadece bir tanesi. Bakalım zamanla daha neler olacak.

Facebook paralı olacak mesajları – Facebook kandırmacaları

Cuma, 29 Ağu 2008 7 yorum

Facebook artık Türkçe

Evet bu gün üst üste iki tane facebook mesajı aldım. Bir tanesi arkadaşım olan bir kişisen gelmişti ama diğeri hiç tanımadığım ve arkdaş listemde olmayan birinden. Her iki mesajda aynıydı. Mesaj, son yıllarda msn için gelen “msn paralı olacak” mesajları türündeydi.  Msn de bunu yapanlar toplu mail için gönderenlerin msn adreslerini alırlardı yani bunu o yüzden ayarlamışlardı, facebook da neden yapaıldığını ilk önce anlamadım. Sonra meajın üst kısmında gönderenlerin kullanıcı adlarının yer aldığını gördüm. Yani bu da msn den gönderilen mesajlar gibi kişileri almak amacıyla yapılan bir şeydi…     devamını oku…

Facebook Türkçe oldu

Cuma, 22 Ağu 2008 4 yorum

Evet arkadaşlar başlıkta yazılan yalan değil gerçek. Facebook artık Türkçe. Açıldığından beri herkesin Türkçe kullanmak için çabaladığı facebook bu gece saat 1 (01.00) gibi Türkçe arayüzünü kullanıma açtı.
Daha önceleri eklentiler ve uygulamalar ile az da olsa Türkçe kullanıyorduk kendi panelimizi ama artık tamamen Türkçe olması çok güzel bir şey . Yani bu konuda fazla bir şey yazmayacam nasıl olsa amaç bunu duyurmak ve ben de duyurdum :) İnanmayanlar www.facebook.com adresini tıklayarak bakabilir.
Benim söylemek istediğim şey biraz farklı ama …  devamını oku…