Arşiv

Posts Tagged ‘Siyaset’

Siyasetçiler sosyal medyada başarılı olabildiler mi?

Mart 13th, 2009

Seçimlere 1-2 ay kala Mustafa Sarıgül ile başlayan sosyal medyada da söz sahibi olma çabası vardı. Siyasetçilerimiz internet âlemini de gerçek hayat gibi kolay kandırılabilir sandılar diye düşünüyorum. Daha önce a”“Siyasetçiler Sosyal Medyad diye bir yazı ile hayatımıza sosyal hayatımıza da girmeye kalkıştıklarını belirtmiştim. Peki, ne kadar başarılı oldular?

Mustafa Sarıgül ile başlayalım: Twitter’ı ilk kullanan siyasetçi diyebilirim. Hatta hala kullanıyor. Barrack Obama‘nın twitter hesabının olduğu medyada çıkınca hemen birini bilgisayar başına oturtmuş twitter hesabı açtırıp herkesi eklemesini söylemiş. Durum böyle olunca 1703 kişiyi eklemiş ama bu eklediği kişilerden sadece 268 tanesi onu takibe almış. Kabul edenlerin çoğu da meraktan kabul etmiştir diye düşünüyorum. Sarıgül hesabı açtığından beri 93 adet mesaj yollamış. Bu mesajları ilk başta başkası yazıyormuş gibi gösterdiler ama son mesajlara bakılınca sanki Sarıgül kendi yazıyormuş gibi kullanılıyor. “Şuradayım, buradayım, yapıyorum…” gibi ifadeler ile daha samimi olmaya çalışmışlar ama maalesef başarılı olamadılar. Hatta sosyal medya da konuşuluyoruz gibisinden mesajları da yer alıyor. Sarıgül Türkiye de twitter kadar popüler olmayan Friendfeed hesabı da açmış ama sadece diğer hesaplarını (facebook, twitter vs.) oraya yönlendirmiş.

Bir ara Deniz Baykal da bu işe soyundu ama nedendir bilinmez hemen hesabını kapattı. Galiba buraların ona göre olmadığını anlamış (:

Murat Karayalçın da bu dalgaya kapılanlardan. Facebook, twitter ve friendfeed hesaplarını hemen internet ekibine açtırmış. En azından internet ekibinin bunu yapacağını belirtmiş. Ekibi iyi çalışmadığından mı bilinmez ama profillerinde kimseyi eklememiş (bu da bir strateji olabilir) ve kimsede onu takibe almamış. Bu yüzden anlamsız bir çalışma yapmış oldular ve tabi ki 100%100 başarısız oldular. Bu saatten sonra da pek yapabilecekleri bir şey de yok.

Kemal Kılıçdaroğlu da bu dalgayı kaçırmadı tabi. Biraz daha fazla çalışarak, blog açmaktan flickr hesabına, video siteleri hesabından bloggerlara özel rozete kadar birçok farklı yol izledi. Twitter de 802 kişiyi eklemesine karşın 193 kişi geri dönüş yaptı. Çok çalıştı ama maalesef sosyal medyada yine yer edinemedi. Başarısız oldu ama yine de diğerlerinden daha iyi çalıştığını belirtmek isterim.

Bu kadar kişi sosyal medyaya girmeye çalıştı ama neden Akp’den birileri de bu olaya kalkışmadı çok merak ediyorum. Akkanal adı altına bir video sitesi oluşturdular ama sosyal medyaya giriş için bir şey yapmadılar. Bu şaşırtıcı ve düşündürücü. Acaba kime danıştılar da yapmamaya karar verdiler…

Bu kadar çok çalışmalarına rağmen neden hiçbiri başarılı olamadı? Bunun tek nedeni sosyal medyanın gerçek kişilerle muhatap olmayı istemesidir diye düşünüyorum. Onlar da bunu yapamayacakları için buna hiç kalkışmamalıydılar diye düşünüyorum. Bu hareketleri çok konuşuldu ama iyi yönde değil maalesef. Tabi reklamın iyisi kötüsü olmaz diye düşünenlerdenseler bir şey diyemem.

Bunun yanında seçtikleri internet ekiplerini de çok merak ediyorum. Bir iş yapılacaksa bunu işin içinden insanlara danışarak yapmak her zaman başarıya yaklaştırır. Ama kendisi bile sosyal medyada olmayan bir ekip nasıl olurda birilerini sosyal medyaya koyabilir anlamıyorum.

Yaklaşan seçimlerde tüm parti adaylarına başarılar dilerken bizim için iyi olan kazansın diyorum.

Siyaset, İnternet dünyası , , , , ,

Baş Örtüsü tartışmaları altında Türkiye !

Şubat 8th, 2008

Yok diyorum yapma diyorum siyaset adamı küçültür sakın bulaşma diyorum kendi kendime ama yapamıyorum. Çünkü bu günlerde herkes siyasetçi olup çıkmış başımıza. Her yerde bir gereksiz (çünkü tartışılması bile saçma) türban tartışmasıdır sürüyor. Bu güne kadar siyasete el atmadım. Siyaset saçmalıktır. Yalan dolan işidir diye hiç bir yazı bile yazmadım ama bu kadar da olmaz…
Dün gece iki tane program izledim. Biri 32. gün (konu türban) bir diğeri ise Siyaset meydanı (konu yine türban) önce bu iki programı eleştirmek istiyorum. İkisi de aynı konuyu tartışmalarına rağmen M. Ali Birand beyin sunduğu 32. gün tamamen bir kavga ortamıydı. Çok seviyesiz tartışmalara sahne oldu. Sanki bilerek yapılmış gibi her derneğin en azimli (!?) sabit görüşlü kişilerini çağırmış ve önlerinde 3-5 tane (çoğunluk olmaları gerekirken) türbanlı genç bayan ve aynı konuyu savunan bey koymuş. Tabi bunların hepsi üniversiteli ve ya bir nedenden dolayı üniversiteden atılmış kişiler. Bunların karşısında da iki millet vekili (Akp-Chp) bir öğretim üyesi ve bu konuda çok güzel yazılarının olduğunu düşündüğüm Emre Aköz adlı sabah gazetesi köşe yazarı. Bunca kişi içinde herkes hararetli bir şekilde konuşurken bir türban savunucusu genç ani bir çıkış ile chp li millet vekiline patladı (kesinlikle yapmamalıydı) ordakileri haklı olduklarına dair bir ispat durumuna düştü (her ne kadar öyle olmasalarda). Ordakilerin amacı zaten buydu muhafazakar kesimi kızdırıp kendi amaçları doğrultusunda kullanmak. Malesef ki bu genç yüzünden de bu başarıldı. Diğer genç bayanlar harika konuşarak özgürlüklerini savundular ve ordakilere gereken cevabı verdiler. Tabi ordakiler sabit görüşlü olduğu için bir işe yaramadı…
Nahnu da bu programı izlemiş ve buna bir yazı yazmış onun da dediği gibi biz ordakiler gibi üniversite öğrencileri değiliz. Aslında üniversite öğrencisi olmuş ise o gençler seviyeli tartışmayı görüşleri dinlemeyi bilmeliydiler. Ama malesef ki tam dediğim gibi sırf provakasyon amacı güden gençler vardı onlar. Yazık ki onlar da üniversiteliydiler …İnanın bu üniversiteli gençlik onlar DEĞİLDİR!!

Devamını Oku

Benden size, Din, Gündem-Güncel, Siyaset, Üniversite hayatı , , , , , , ,